|
Besmele,
bilindiği üzere, “Allah” ismiyle, diyerek bu kelimenin bir isim
olduğuna işaret eder.
İsim, isimlenmiş olana işaret
eder bazen birkaç yönden...
Biz, “Allah” adıyla işaret
edilen, diyerek bu konuya değişik bir bakış açısı göstermiştik.
İsterseniz şimdi de “Allah”
isminin Arapça orijinal yazılımına dayalı bir başka bakış açısı üzerinde
daha duralım.
Tasavvuf ile ilgilenen
herkesin iyi bildiği üzere âlemler dörde ayrılır... Zât âlemi, sıfat
âlemi, esmâ âlemi ve Efâl alemi... Bu âlemlerde yaşanarak urûç yapılır
ve kişi hakikatini tanır.
Şimdi bu kısa hatırlatmadan
sonra konumuza girelim...
“Allah” ismi
bilindiği üzere Arapça harfler ile yazıldığında, başta kendisinden
sonra gelen tüm harflerden bağımsız, tek duran “Elif” ile;”
yanında birbirine bağlı iki “Lâm” harfi ve ikinci “Lâm”a
bağlı daire (veya kûfi yazılımda dört köşe) “H” harfinden
ibarettir. Bir de ikinci “Lâm” ile “H” arasında görünmez
ama okunur “Elif” vardır ki bu da “A” sesini verir.
Şimdi bu harflerin temsil
ettiği ve işaret ettiği anlamlara bir bakalım isterseniz.
Elbette bu değerlendirme, keşif
ehlinin kendi keşiflerine dayanmaktadır ve kimseyi bağlamaz. Ama bilgi
olarak bazı değerlendirmelerimize yararlı olur diyerek nakledelim..
Birinci “Elif”
ehline göre “Allah” ismiyle işaret edilenin Ahadiyetine
yani Zâtına işaret eder. Zat mutlak bağımsızlığı ve sıfatlardan
kayıtsızlığı itibariyle hiç bir fikre ve düşünceye bağlanmaz. Öyle
bir HİÇ’liktir ki, üzerinde ne tefekkür olur ne tahayyül veya ne
de târif!. İşte bu duruma yazılımda, ancak mutlak bağımsız, noktanın
uzamış hâli olan “Elif” işaret eder.
Gelelim birinci “Lâm”a...
Birinci “Lâm” sıfat âlemine işaret eder. Var olan her şey, bu
sıfat mertebesinin özellikleriyle hayat bulur, şuurlanır, kudrete kavuşur!.
Tüm âlemler, sıfat mertebesinin özelliklerinin sonucu olarak meydana gelen
esma(isimler) mertebesinin açılımından meydana gelmiştir. İşte bu yüzden
de birinci “Lâm” yani “L” yazılımda ikinci “Lâm”a
yani “L” ye bağlanmıştır.
İkinci “Lâm”...
İkinci “Lâm” yani “L” yazılımda birinci “Lâm”a
bağlıdır çünkü varlık birinci “Lâm” ile yani sıfat
mertebesinin özellikleri ile oluşmuştur ve onunla kâimdir. Esmâ
mertebesinde mevcut bulunan tüm isimlerin özellikleri varlığını sıfat
mertebesindeki sıfatlardan alırlar. Bu sebeple de ikinci “Lâm”
birincinin sanki tekrarı, ama detay ve açılımı olarak da ayrı bir görünümle
ikinci defa olarak bu işaret kelimesi içinde yerini alır. Evet, ikinci “Lâm”,
varlığını birinciden alması hasebiyle birincinin tekrarı olarak, ama
buna karşın da sayısız açılımları meydana getiren farklı bir
mertebeye işareti dolayısıyla da ikinci defa tekrarlanan bir “Lâm”
görülmektedir.
Gelelim “H”
harfine... İster asırlardır yazıla gelen ikinci “Lâm”a bağlı
daire şekliyle, ister de İslâm’ın ilk yıllarda kullanılan Kûfi yazı
karakteriyle dört köşe haliyle şuna işaret eder...
Sıfat ve esmâ âleminden
her an açığa çıkan, başı ve sonu olmayan özellikleri, devamlı bir
dönüşüm hâliyle ortaya koyan efâl âlemi yani fiiller âlemi; yani,
evren içre sayısız evrenler ve onlarda algılananların tümü!
Bu “H”nin iki gözlü
veya kûfi yazılışa göre üstte iki noktalı olması da efâl âleminin, algılayanın
boyutuna göre zâhir ve gayb âlemi olarak iki yönlü mütalâa
edilmesidir.
“H” harfi ikinci
“Lâm”a bağlıdır, çünkü, efâl aleminin esma ve sıfat âleminden
bağımsız bir varlığı yoktur; ve dahi varlığı ancak kendisinde açığa
çıkan sıfat ve esma mertebelerindeki özelliklerin varlığı ile kâimdir.
Bir de bu arada, yani ikinci
“Lâm” ile “H” arasında görünmeyen, ama buna karşın
varlığı her okunuşta itiraf edilen gizli “Elif”
mevcuttur. Bu da efâl âleminin, zâtın varlığı ve dilemesiyle, O’nun
ilminde, O’nun sıfat ve esmâsının varlığıyla varolup, süregitmekte
olduğuna işaret eder.
Ehli, elbette bu keşif
ehlinden naklettiklerimizi çok daha kapsamlı olarak fark edecek ve “Allah”
isminin işaret ettiğine, niçin “bu ismin” uygun görülüp seçildiğini
böylece daha iyi değerlendireceklerdir.
Umarım keşfen sâbit bu
bilgi, “Allah” adındaki inceliği daha iyi anlamamıza ve bu
kelimeyi bundan sonra daha yerli yerince kullanmayı bize nasip eder.
AHMED HULÛSİ
29 Ocak 2003
NC,
USA
|