|
ALTIN
ÇAĞ BİLGİ KİTABI
1986 Beşinci ay Fasikül: 17/Sayfa: 151 "Aşağıdaki
yazılar, görülen lüzum üzerine verilen emirle toplum bilinçlerine
bir uyarı olarak yazılmıştır. Din
ile bilim bir bütündür. Dinsiz ilim, ilimsiz din olmaz. Fakat asırlardır,
bu iki gerçek arasına bilinçsizlik girerek, onları tartışma
konusu yapmıştır. Bilim, gerçeği deneylerle ispat etmek ister.
Din hakikatın ve gerçeğin görünmeyen ortamlarda olduğundan
bahseder. Bu şekilde, bu güne kadar din bilimi, bilim dini inkâr
etmiştir. Bu son dönemde artık yavaş yavaş her ikisininde
analiz ve sentezleri yapılmaya başlanarak hakikata varılmaktadır.
Bu yüzden size bütün hakikatları anlatıyoruz.islâmın kitabını,
İslâm dostlarımız bilinçli bir şekilde okumuşlarsa, onun size
vermiş olduğu mesajı çok iyi bileceklerdir. Bu mesajın özü,
sevgi, hoşgörü, sabır ve şeyi anlamadan onun bilincine varmadan
ön yargılı olarak inkâr etmemenizdir. Bazı köklenmiş bağnaz
düşünceler, hâlâ RUH yoktur, reenkarnasyon yâni yeniden doğuş
yoktur, CİN vardır, peri vardır, şeytan vardır demektedirler.
Belli ki bu dostlar beş vakit kıldıkları namazın, orucun ne
olduğundan bile bihaberdirler. Ve okudukları kitaplarını anlamış
değillerdir. Bir zamanlar bazı kişiler, İslâm`ın Peygamberi için
{CİNLENMİŞ ŞAİR} diyorlardı. İSLAM`IN
KİTABINDA, "CİN"İ KÖTÜ OLARAK TANITAN SÛRELERİN
yanlış anlaşılması, İslâm toplumunu bu hâle getirmiştir. "CİN"
de Allah’ın bir varlığıdır!.. Onlar nasıldır? Bulundukları
yerler nereleridir? Vücut yapıları nasıldır? Onları da niçin
öğrenmeyelim, diye korkularınızı yenip bir gayret gösterse
idiniz, dünyanız bu kadar geri kalmazdı. Unutmayın
ki, İslâm`ın kitabında bahsedilen "CİNLER",
sizlere hakiki yolu gösteren yüce varlıklardır ve RABBİN EMRİNDE
hareket eden dostlardır. Kötülükler daima kötü kişilerin
başına gelir. Bunun sebebini neden bugüne kadar araştırmadınız. "CİN"
dediğimiz varlıklardan korkacağınıza, kendi hemcinslerinizden
korkunuz. Çünki en büyük fenalığı siz kendi kendinize
yapacaksınız. Yine
sizi kurtaracak olan, Rabbinizin ilâhî emri ile "CİNLER"
olacaktır. Bizimle irtibatta bulunan yüce görevliler, sizlere,
bizi anlatmakla, tanıtmakla mükelleftirler. Bu
yüce dostlarımızdan biri de "BEYTİ DOST"dur. Bilgileri
değişik kanallardan "MUSTAFA MOLLA" ile beraber bütün
dünyaya aktarmaktadır. Her
dönemin yüce görevlileri vardır. Bunyar, ışık dostlarımız,
MUSA, İSA, MUHAMMET MUSTAFA`dır. -İslâm`ın
kitabında 7-181 âyet şöyle der: Yarattıklarımızdan öyle bir
ümmet vardır ki hakka iletirler - hak ile adalet yaparlar. İşte
bunlar Bizleriz. Yani UZAYLI DEDİĞİNİZ dostlar. "YÜCE
MECLİS" Aynı
kitabın, aynı fasikül 152. sayfasında da "CİNLER"
kendilerini şöyle empoze etmektedirler: -Toplum
bilinci için"CİN"ler hakkında açıklamadır: Şimdi
sizlere CİN`lerden bahsedeceğiz. Tanrı tüm mevcûdâtı doğal
enerjiden var etmiştir. Ve CİN`lerle İNSAN`ları aynı düzeyde
yaratmıştır. Zamanında her ikisi de birarada yaşamakta idiler.
Nitekim İslâm`ın kitabında 55-35 âyette: {EY CİNLER ve İNSAN
TOPLULUĞU, yerin ve göğün bucaklarından geçip gitmeğe gücünüz
yeterse gidin. Ancak bu bilgi ve kudretle olur} denilmiştir. Yâni,
burada, CİN ve İNSAN topluluğu ayrı tutulmamış, onların
kazandıkları güç ve bilgi sayesinde yerin ve göğün bucaklarına
gidebilecekleri belirtilmiştir. Bu çalışmalar ortam bilincine göre
ayarlanmaktadır. {Nitekim
dünyada yapılan uzay çalışmaları, diğer galaksilerin ileri
boyut çalışmaları ve su altından gizli haberleşmeler gibi}.
Tanrı, CİNE selâhiyetini, celâlini ve cemâlini vermiştir.
İnsana, yüreğini, merhametini, mantığını vermiştir. Düzen
bu yoldan hareket edilerek kurulmuştur. CİNLER,
tüm evrenlerin ve Tanrının koruyucusu ve O`nun emirlerini her
tarafa yayan bir elçiler grubudur. Ferdî hiç bir hareketleri
yoktur. Çalışmalar müşterektir. {Her zaman dediğimiz gibi,
buradaki tanrı tâbirini Kadiri Mutlak ile karıştırmayın}. İnsan
ise ürettiği sevgi ile evreni ve tüm canlıları yaşatan yüce
bir varlıktır. {O} onu sevgisinden yaratmıştır ve
tanrının yaratıcı enerjisini taşımaktadır. CİNLER,
Allah`ın birliğine ve buyruğuna bugüne kadar hizmet vermiş ve
Onun cemâlini-celâlini dolaylı yoldan kâinatlara iletmiştir.
Onlar hiyerarşik düzenin koruyucuları ve tatbik edicileridir.
Onlar robot değillerdir. Ancak yaptıkları robotlara emirler
vererek ileri tenkonoljilerin hakim olduğu ortamda, onların vasıtaları
ile bir çok planetlere yansıtmaktadırlar. Onlar
{CİNLER}, tanrı buyruğuna itaatta asla kusur etmezler. Bunlar
Allah`ın SÂDIK kullarıdır. Fakat insanoğlu cüzi iradesi ile
bile kendi kendine hizmette kaçınmaz. Bu onun egosudur. Hiç çekinmeden
kurulan düzenleri bozar, evrenleri tehlikeye sokar. İşte onlar,
onlara vaad edilen cennetlerden bu yüzden kovulmuş ve bugüne
kadar düzenin dışında tutulmuştur. İnsanın kaderi tabandan
tavana yani sudan nura, oradan ateşe yükselerek çizilmiştir. CİNLERİN
kaderi, ateşten kâinata ve oradan sonsuza çizilmiştir. CİN`ler
ATEŞTEN yani çok yoğun enerjilerin bulunduğu ortamlardan
varedilmişlerdir. Her bakımdan daha güçlüdürler. SİZ ONLARA
{CİNLERE} UZAYLI DİYORSUNUZ.
Şimdi rabbin emri ile, ilk kurulan düzene gidilmekte ve tüm evren
anayasalarla birleştirilmekmtedir. Ve bu şekilde düzenleri bozmamış,
Allah’ın birliğine sığınmış, kardeşlerimiz ile beraber
olmak ve kurtuluşa hazırlanmak üzere sizlere ellerimizi uzatmış
bulunmaktayız. Bu yüzden, bütün evrensel birleşimleri
planetinize yansıtmaktayız. Sizlere
uzattığımız ellerimizi geri çevirmediğiniz takdirde, kazanacak
olan sizlersiniz. Tanrımızın emri ile gökleri aşmış ve siz
kardeşlerimiz ile, ilk varoluşumuzda olduğu gibi birleşme emri
almış bulunuyoruz. Bu yüzden sizlere bilinmeyen ortamlardan
bilgiler aktararak teknolojik tüm imkânlarımızı kullanmakta ve
kurulacak düzene sizleri hazırlamaktayız. Hepimiz tanrı kullarıyız
ve onun yollarında hizmetkârlarız. Ancak sizlerle çalışma
sahalarımız ayrı ayrıdır. Bizler hakikatın elçileriyiz. MERKEZİN
ÖZEL KANALINDAN BİLDİRİLMİŞTİR MERKEZ Evet,
kendilerini böyle tanıtan CİNLER şu anda nasıl bir
ortamda, kimlerle beraber yaşadıklarını da gene açıklamalarına
göre şöyle anlatmaktadırlar. Aynı
kitap sayfa: 153. "Bu
dönemde, birleşik alan mucibince, CİNLER - PERİLER - ŞEYTANLAR
dediğiniz varlıklar, çok ileri teknolojilerin hüküm sürdüğü
boyutlarda, MELEKLERLE İÇİÇE bir bütün olarak yaşamaktadırlar.
Ancak evrensel yasalara göre, asla, ferdî iradelere hükmetmeme
andları vardır. Ancak o boyut frekansına kadar düşünce frekansını
uzatabilenlerle ve o boyut enerjisinden var olan kişilerle özel
irtibatlara girmektedirler. * * * |