|
DİN'İ ANLAMADA REFORM
Ahmed Bâki
Değerli
dostum,
İçinde bulunduğumuz dönemi geçmiş zamanlarla mukayese
ettiğimizde, insanlık tarihinde bugüne değin eşi görülmemiş hızlı
bir yenilenme süreci yaşamakta olduğumuzu görmekteyiz.
Gelişmiş toplumlardan başlamak üzere gücünü dünyanın
farklı yörelerinde farklı şekillerde hissettiren bu yenilenmenin
izlerine hemen her alanda rastlamak mümkün. Ancak ne var ki, diğer
konularda olduğu kadar özgürce yaklaşılamadığını gördüğümüz tek
bir konu hariç: DİN!
Özellikle son birkaç yüzyılda ağırlığını hissettirmiş
bulunan, herşeyi madde sanan görüşün, çağdaş bilimsel düşünce yanında
geçerliliğini yitirdiği artık herkesçe kabul edilmektedir Geri kalmış
toplumlar, bu gelişmelerden hayli uzakta, hâlâ maddeyi esas alan
bir dünya görüşü ve din anlayışında kalırken, günümüzde ulaşılan
noktada, bilim dünyasında kuramsal tespitlere ve spritüel evren
anlayışına yönelim ağırlık kazanmıştır. Bilimin metodlarıyla ulaşılan
bu yeni ufuklarda, aslında tasavvuf adı altında mecaz ve benzetmelerle
derinliği yüzyıllardır anlatılmaya çalışılan DİN gerçeği bir kez
daha dikkatleri üzerine çekmiştir.
Gelişmeleri bu yönüyle ele alarak, "ben neyim ve
bu dünyada ne için varım" sorularına cevap arayan insanlar, artık
şunu açıkça görmektedirler: Aslında, her geçen gün yenileri ortaya
konan bilimsel bulgular, Kur'an ve Allah Rasûlü'nün öğretisini teyit
etmekte ve insanlığa muazzam bir bilgi çağının kapısını aralamaktadır.
İnsanın madde algılamasının yalnızca beş duyusundan
kaynaklanan bir zan olduğunu, bunun yanısıra içinde yaşamakta olduğumuz
boyutun gerçekte çok farklı olduğunu, düşünen insanın bugünkü verilerle
anlayabilmesi ve kabul etmesi önemli derece kolaylaşmıştır. Öte
yandan, moleküler biyoloji, nörofizyoloji, kuramsal fizik gibi modern
bilimlerin ortaya koyduğu insan genomu, holografik beyin ve holografik
evren modeli, paralel evrenler, kuantum kuramı, string teorisi gibi
formüllerle varılan nihai anlayış, yani dünyayı ve insanı yeni algılayış
biçimi, aslında Kuran'ın ve Allah Rasûlü'nün, baştan sona öğretisinde
temel olarak vurgulanan "madde ötesi evren ve yaşam" realitesinin
farklı bir pencereden dile gelişidir. Zira, "bu dünyanın geçici
olduğu, insanın asli âleminin beş duyu ötesi âlem olduğu" şeklindeki
temel kabul, aslında bilimin vardığı yukarıda andığımız sonucun,
yüzyıllar öncesinin imkânları dahilinde dile gelişidir ki DİN adıyla
işaret edilen öğreti de, hakikatiyle, varlığın özünde işleyen bu SİSTEM'in açıklanmasından ibarettir. Bu gerçeği, bilinçlerinde yaşadıkları
açılımlarla görmüş olan tüm Rasûl ve Nebiler, modern bilimin tespitlerinin
de ilerisinde, varlığın özünde işleyen ve içinde yaşamakta olduğumuz
sistemin o farklı değerlerinin neler olduğunu ve onlara göre nasıl
yaşanması gerektiğini kendilerine açıldığı kadarıyla insanlara açıklamaya,
bildiklerini paylaşmaya çalışmışlardır.
İnsanı, algılayabildiğinin ötesine yönelten DİN
ilmi, çağdaş düşünce ile ele alındığında insan bilincine muhteşem
ufuklar açan emsalsiz bir keşifler serüvenidir. İşte, Kuran ve Rasûlullah
verilerine bu yaklaşım, ne olduğu hakkında pek az düşünülen ama
genellikle kutsallık kılıfı içerisinde dokunulmadan yüksekte muhafaza
edilen DİN'in anlaşılmasında bir reform niteliği taşımaktadır.
Bu yazılar, kalemin elverdiği ve kadarıyla, gerçekte
orijin din anlayışına temel teşkil eden ve bugüne kadar yaşamış,
ancak çoğunluğa kapalı kalmış bulunan gerçeklerin, sistemli bir
bütün halinde güncel bir bakışla anlaşılmasının kısa fakat öz pasajlar
halinde anlatımlarını içermektedir. Ümidimiz o ki, takibeden sayfalarda
paylaştığımız bu bakış, insan zihinlerinin bilgiyle dahi bombardıman
altında olduğu günümüzde, yanlış yönelim ve yanlış yönlendirmelerden
muhafaza olmada inananlara sağlam bir sığınak vazifesi görür ve
Rasûlullah (aleyhisselâm)'ın öğretisinin çok daha geniş kitlelerce
doğru değerlendirilmesine vesile olur.
Azim ve başarı şüphesiz Allah'tandır.
|