|
"OKU"mak
sözcüğünün ne anlam taşıdığını dün anlatmaya çalıştım..
Bugün de "OKU"nması gereken "SİSTEM"in
ne olduğunu açıklamaya gayret edeceğim..
Elimizde
ve tercihimiz olmayan, eşitliğe dayanmayan bir özellikler bütünü
olarak dünya üzerinde meydana gelmiş bulunuyoruz.. Ne
doğduğumuz yer, ne ırkımız, ne sülâlemiz, ne ana-babamız ve ne
de cinsiyetimiz bizim tercihimiz değildir!. Kesinlikle başlangıcında
eşitlik olmayan bir yarışın içinde bulunuyoruz!
Değiştiremeyeceğimiz
bir geçmiş ve oluş sonrasında, elimizden geldiğince yönlendirebildiğimizi
düşündüğümüz bir gelecekle karşı karşıyayız!. Doğa adını
verdiğimiz, Allah`ın yaratmış olduğu sistemde ise mazerete ve
duyguya kesinlikle yer yok!
Aslan,
ceylanı ya da bufaloyu yakaladığı zaman, onun tüm haykırışlarına
ve karşı koymasına rağmen, hiç ACIMADAN canlı canlı onu
yemeye başlıyor!. Elimizden düşen bir bardak, ne mazeret öne sürerse
sürsün, bu geçerli olmuyor ve üzerine düştüğü mermer onun parçalanmasına
yol açıyor!. Dâima güçlü güçsüzü yokediyor!..
Kurban
Bayramı denilen Hac Bayramında kesilen koyunlara acıma
nutukları atarken; kasaptan dışarı çıkmıyor, etsiz sofradan
zevk almıyor; kuzu ya da tavuksuz yemek yemiyoruz!. Balığa çıkarak,
göya stres atıyor; zevk için denizde öldürmeye devam ediyoruz!.
Kısacası,
güçlünün güçsüzü yokettiği, kuvvetlinin zayıfı yiyip
bitirdiği SİSTEM ve DÜZEN içinde yaşıyoruz!. Bu her
boyutta ve katmanda ve âlemde böylece cereyan etmede!..
İşte
böyle bir SİSTEM VE DÜZEN içinde Allah Rasûlü Hazreti
Muhammed insanlara şu kesin gerçeği anlatmaya, kavratmaya çalışıyor...
İnsanın,
dünyanın, galaksinin ötesinde bir Tanrı yoktur; her şeyi kendi
ilminde kendi güzel isimlerinin özellikleriyle yaratmış olan
SADECE ALLAH vardır!. Dolayısıyla, insanlar tapınma amacıyla
ötedeki bir tanrıya yönelirlerse bu boşa emektir!.
"Hakikat"tan gâfil olma sonucunu doğurur bu durum!.
İnsan,
bu sistem içinde iki ana çalışma yönüyle karşı karşıyadır;
1.Kendi
"Hakikatı" olan ALLAH`ı tanımak...
1.Varoluş
boyutu, yapısı ve özellikleri sebebiyle bir takım çalışmalar
-ibadetler- yapmak suretiyle kendisini ölümötesi yaşama hazırlaması..
Sistem,
birimin doğal yapısının ve kapasitesinin sonuçlarını yaşaması
esasına göre çalışmaktadır!.
Kim
ne yaparsa onun sonuçlarını yaşar!. Bu “Allah Sistemi”nin
sonucudur!.
İşte
bu sebepledir ki Kur`ân-ı Kerîm’de şu hüküm
vurgulanmaktadır:
"Kim
zerre ağırlığınca hayırlı iş yaparsa karşılığını alır;
kim de zerre ağırlığınca şer işlerse karşılığını alır!."
Yani,
kim karşılaşacağı şartlara, ortama ve o ortamın canlılarına
karşı kendini hazırlarsa, bunun sonucunda o zarar görmez!.
Kim de karşılaşacağı şartlara kendini hazırlamazsa, bunun sonuçlarına
katlanmak zorunda kalır!.
Allah
Rasûlü, ölümötesi yaşam şartlarını insanlara bildirmiş; ve o
şartlara göre insanların kendilerini hazırlamaları zorunluluğunu
tebliğ etmiştir!.
İnsanlar
birine tapınma amacıyla değil; Allah`ın yaratmış olduğu
sistem ve düzen gereği olarak bir takım çalışmalar -ibadetler-
yapmak suretiyle kendilerini ölümötesi yaşam koşullarına hazırlamak
mecburiyetindedirler!.
Dolayısıyladır
ki bizler, öncelikle Din denilen ALLAH SİSTEMİ`nin ne
olduğunu çok iyi öğrenmek ve idrak etmek mecburiyetindeyiz!.. Ki böylece
neyin neden teklif edilmiş olduğunu kavrayıp, yapılması bizim için
hayati önem taşıyan çalışmalardan geri kalmayalım..
Bilelim
ki...
"İslâm
Dini"nde
önerilmiş bulunan bütün çalışmaların, birer teknik, bilimsel,
yapısal gerekçesi ile bu çalışmaların otomatik olarak oluşacak
sonuçları vardır!. Yapılan tekliflerin hiç birisi havadan konulmuş
karakûşi hükümler değildir!..
Sistemin
gereği ve sonucu olan çalışma şekilleridir ibadetler ve biz artık
ALLAH iNDİNDEKİ SİSTEM VE DÜZENİ ÇOK İYİ ANLAMAK
ZORUNDAYIZ!..
* * * |