|
İSLÂM
Ahmed Hulûsi
Hepimizin kendine göre, az ya da çok Din hakkında
bildiklerimiz vardır. Bunların çoğu, hatta belki de hepsi, araştırmaya
dayanmayan, kulaktan dolma bilgilerdir. Acaba Müslümanlığımız hakkındaki
bu bilgilerimiz ne derece orijinal "İslâm Dini"yle uyum sağlamakta?
Allah nasib etmişse, Ramazan ayı boyunca sizlere
bu sütunlarda "İslâm Dini" hakkında çeşitli bilgiler ve kişisel
yorumlarımı aktaracağım. Bunların çok büyük bir kısmını belki de
ilk defa okuyacak ve şaşıracaksınız!.
İslâm`ın orijinini tanıma yolunda 34 yıldır yapmış
olduğum çalışmalar bana şunu kesinlikle farkettirmiştir ki, "genelde
konuşulan Müslümanlık" ile orijin kaynaklardaki "İslâm Dini" bir
hayli farklı şeylerdir.
Kur`ân-ı Kerîm ve Hz. Muhammed Aleyhisselâm kökenli
Din anlayışında, normal bir aklın reddedebileceği hiç bir unsur
yoktur!.
Kulaktan dolma Müslümanlık anlayışında ise akla,
mantığa ve bilime ters pek çok şey mevcuttur; bunlar da orijinde
olmayıp, daha sonrakilerin kendi anlayışlarına göre eklenmiş hususlardır!.
Ve ne yazık ki bunların da faturası "İslâm Dini"ne çıkarılmaktadır.
"İslâm Dini" hakkında konuşanlar ana olarak iki
topluluktur.. Çoğunluğun olduğu grup "kozalılar"dır.. Bunlar dün
"koza"larında da hapistirler!. Din nakle inanmaktır, derler. Düşünmek
ve araştırmak yasaktır!.. Bir de "koza"yı delenler vardır; yeniye
açık, araştırıcı düşünürlerdir. "İslâm Dini"ni anlamaya çalışırlar!
Biz bu yazılarımızda, düşünüp araştırdığımız bazı
gerçeklerden sözedeceğiz.
Kur`ân-ı Kerîm’in açıkladığı "ALLAH" kavramı ile,
hangi din mensubu olursa olsun insanların inandıklarını söyledikleri
"TANRI" kavramı birbirinden son derece ayrı anlamlar taşımaktadır.
İslâm adına bildirilen hükümler yukarıdaki bir
TANRI`nın keyfekeder karakuşî hükümleri olmayıp; içinde yaşadığımız
SİSTEMİ yaratan ALLAH`ın, insana bu sistemi açıklamasıyla ilgilidir.
İslâm Dini’nde anlatılan pek çok konunun çağdaş
bilimle açıklanabilen temelleri ve gerekçeleri vardır; ki Ramazan
ayı boyunca bunu açıklayacağız.
Yeryüzünde yaşamakta olan hiç bir insanın, -peygamberliğini
ilan etmediği sürece- Allah ADINA konuşma ve yargılama yetkisi olmaması
sebebiyle, hiç birimizin bir diğerini ALLAH ADINA yargılama hakkı
yoktur!
İnsan, içinde yaşadığı sistem gereği ve sonucu
olarak, ne yaparsa onun sonuçlarıyla karşılaşacaktır!. Dolayısıyla
insanın âcilen yaşamın gerçeğini farketmesi ve anlaması gerekir
ki, zamanını ölümötesinde pişmanlık duymayacağı bir biçimde değerlendirsin.
Kur`ân-ı Kerîm, Allah`ın yaratmış olduğu sistem
ve düzeni anlattığı içindir ki; içindeki her şeyin akla, mantığa
ve bilime dayalı bir açıklaması, yorumu vardır.. Eğer biz bu alanda
zaman zaman yetersiz kalıyorsak, bu anlatılanın mantığını ve sistemini
çözemeyişimizdendir; o konunun mantıksızlığından değil.
Bu ilk yazımızda, öncelikle şu hususu kesinlikle
belirtelim...
Hz. Muhammed (aleyhisselâm)’ın, Kur`ân-ı Kerim’e
dayalı olarak bize teklif ettiği tüm ibadetler bir paket olmayıp;
herkesin elinden geldiği kadarını yapabileceği çalışmalardır!. Herkes,
bunlardan yapabildiği kadarını yapar, karşılığını elde eder; yapamadıklarının
da sonuçlarına katlanır!.
Diyelim ki, imkânlarınız elveriyor oruç tutabiliyorsunuz,
fakat içinde bulunduğunuz şartlar dolayısıyla namaz kılamıyorsunuz...
Sakın, namaz kılamıyorum, öyleyse oruç da tutmayayım, demeyin; ve
böyle diyenlere kanmayın!. Elinizden ne kadarı geliyorsa, o kadarını
uygulayın!. Evinizin bir köşesi yanarken, bırakmazsınız hepsi yansın!.
Kurtarabildiğinizi kurtarmaya çalışırsınız!. Öyle ise ömür de hızla
tükeniyor, o günün ne kadarını, neyle değerlendirebiliyorsanız öylece
değerlendirmeye bakın.. Şayet bir hanımsanız, şartlarınız elvermiyorsa
ve bu yüzden başınızı örtemiyorsanız, bu durum sizi kesinlikle oruçtan,
namazdan ya da HAC`dan engellemesin!. Çünkü baş örtmemek ayrı şeydir;
namaz, ORUÇ, HAC ayrı şeyler!.. Zira Kur`ân-ı Kerim’deki teklifler
tekrar edelim bir paket program değildir; herkes bunlardan yapabildiği
kadarını yapar!. Elbette ki en mükemmeli hepsini yapabilmektir;
uygulayana mübarek olsun!
Bundan sonraki konumuz İslâm Dini`nde "ZORLAMANIN"
olmayışı ve nedenleri...
devam
|