|
|
||
|
||
|
Hükümler Senin Bakışından Doğar ~ 119 ~ Kimi insanın yapısında “Zahir” isminin manası ağırlıklıdır, algılama ve değerlendirmeleri dışa dönüktür! Kiminde ise “Batın” isminin; dolayısıyla, algılama ve değerlendirmeleri içe, öze dönüktür. Akıl zahire tatbik edilince, idrake ve yaşama maddeye yönelik değerlendirmeler yön verir. Akıl, batına tatbik edilince, idrak ve yaşamda maneviyat yönü ağır basar. Zahirden giden yol “ötelerde” aratır, Batından giden ise “öz”ünde ve “gayb”ında buldurur... Hakikati ötede bulacağı yanılgısı yüzünden, insanoğlu kendinde mevcut olanı hep ötelerde arayarak, ömrünü zanlarla ve hayallerle tüketir... Kur’an-ı Kerim’de Adem ve İblis kıssalarıyla anlatılan sensin; onlarla ötelerden bir tarih dersi verilmiyor, bir “insanlık” dersi veriliyor. Anla! Şeytanlığı tanıyıp, uzak durasın, Ademiyete yönelip selâmet bulasın diye... Şeytanlık, her şeyi sırf zahiriyle, kendine görünen yanıyla yargılar! İnsanlık ise gördüğünün ardına geçebilmeyi gerektirir. Şeytanlığın yolu “mukayese”den başlar! Kendini haklı ve üstün görmek için önce “mukayese” gerekir. Bunun için, kendiyle karşısındakini mukayese eder, karşılaştırır, hükme varır! “Beni ışınsal yapıda varettin, onu ise maddi bir bedenle” diyen ve bu mukayesesi dolayısıyla yanmaya başlayan İblise bak! Kıyasladı, hükme vardı ve tuttuğu yolda yanıldı... Bu bakışı yüzünden, Sistemi anlayamadı, yerini bilemedi, sonrasında da, başkasını suçlamaya kalkıştı; “beni azdıran sendin” diyip O’nu(!) “tanrılaştırmaktan” kurtulamadı! İnsanlık (Adem) ise, zor olanı tercih etti; başkasını suçlamadı, sadece “nefsime zulmeden benim” diye tövbe etti! İblis “ikilikten” ve “ayrımdan” yanadır; bunun için de önce kendini(!) karşısındakiyle(!) mukayese eder, ki suçlasın, kınasın! Böylece de bireysellikten ve bencillikten başka bir şeyi artmaz! Adem ise “birlikten” yanadır, bakışı özüne dönüktür, halinden dolayı başkasını suçlamaz, kınamaz, ne ararsa kendinde arar! Bunlardan ibret al, nefsine zulmedenlerden olma! Şeytanlığın seni yakmasını istemiyorsan, tutkularından vazgeç, “karşılaştırma” ve “mukayeseyle” hükme varıp, “kendini haklı çıkarma” çabasından uzak dur! Yanıyorsan, kendine bak, hatanı gör, dışarıya dönüp başkasıyla uğraşma! Yanmana sebep olanın senin bakışın olduğunu anlayıp, kendi hatanı düzelt! Bizler, karşımızdakini eleştirmek, yargılamak, değerlendirmek veya hakkında taktirde bulunmak için varolmadık! Hakikatimizi bilip, anlayıp, gereğini yaşayabilmek için varolduk! Bil ki, bakışın dışa dönük olduğu sürece, özüne sırt çevirme ve özünden uzaklaşma tehlikesiyle yüz yüzesin! İlacın, hemen tövbe edip, doğru yöne yönelmektir!.. Yok eğer bakışın özüne dönükse ve huzurdaysan, o vakit de şükret; kendine hiç pay çıkarma, çünkü bil ki özüne döndüren, Tevvab olan Allah’tır... 29.12.2002 |
||