arkadaşıma gönder | favorilerime ekle | açılış sayfam yap

GİZ'li Gülşen
Ahmed Bâki

yazıyı büyüt: 12pt | 14pt | 10pt

  metni yazdır

Sadece Şahit Ol

~ 115 ~

Içinde bulunduğumuz yaşam sisteminin nasıl işleyeceği ve dünyada geçen yaşam süremiz içinde nelerle ve ne tür olaylarla karşılaşacağımız hakkında, hiç birimizin, başlangıçta hiç bir seçimi yoktur! Ne bedenimizin herhangi bir parçasını, ne bedenimiz vasıtasıyla ilişkide olduğumuz çevremizdekilerin herhangi birini ve ne de düşünsel kabiliyetlerimizi seçmedik.

Ancak, karşımıza çıkan, çevremizde algıladığımız “nesneler ve olaylardan” ziyade, o nesneler ve olaylar karşısında bizim “kendi içimizde” yaşamayı seçtiğimiz hislerdir, gerçekte bizim yaşadıklarımız...

Karşılaştığımız olaylar hakkında hangi tavrı takınmayı, ne tür bakışı ve neyi hissetmeyi seçmişsek, aslında onu yaşamış oluruz ve onun neticesi ile baş başa kalırız.

Allah sistemi ve düzeni gereği, olaylar her zaman olmaya ve siz de o olaylar içerisindeki rolünüzü yerine getirmeye aralıksız devam edeceksiniz... Geçmişte olanların olmaması mümkün değildi ve gelecekte olacakların da olmaması mümkün değildir!

Yaşadığımız anda ise… İsterseniz bu gerçeği hiçe sayıp, olan şeyler karşısında öfke ve kızgınlığı veya üzülmeyi, mutsuzluğu seçerek olup bitene tepki verin, duygularınızı yaşayın… Ve böylece yaşamınızı öfkeyle, üzüntüyle, mutsuzlukla vs. doldurun…

İsterseniz de, karşınıza çıkan şeylerin ve her şeyin “sistemin gereği olduğuna iman ederek”, kendinizi ve hatta olaylara karşılık aklınızdan geçenleri bir üst boyuttan, âdeta bedeninizin dışından gözlemlemeye çalışın ve olanları oradan sessizce seyre koyulun! Kendinizi, o tepkilerin, duyguların sahibi veya o fiillerin aktörü bir “kişi” olarak algılamak yerine, bunun dışına, ötesine geçip, olanlardan ve bedenden bağımsız bir şekilde, âdeta yukarıdan seyreden “bilinç” olarak bir başka gözle sadece şahit olun...

Eğer bunu başarabilirseniz, işte o zaman kendinizi bir beden olarak algılamak yerine, bedenden bağımsız bir bilinç olarak algılamanın nasıl bir şey olduğunu da hissetmeye başlarsınız...

Bedeninize ve olaylara karşılık aklınıza gelen yargılara, düşüncelere sahiplendiğiniz kadar, onlarla özdeşleşip “olayların” ve fiziksel dünyanın parçası haline gelir ve bedensel tepkilerinizin sonuçlarıyla, duygularınızla, oradan oraya sürüklenirsiniz; etrafınızda cereyan edenlerin yön verdiği şekilde...

Hiç bir yorum ve yargıda bulunmadan, olayların dışından, sırf bir gözlemci olarak seyretmeyi başarabildiğiniz ölçüde ise, kendinizi bilinç boyutunda bulur ve bu sayede de oluşumların hikmetini ve sistemin işleyişini anlamaya yönelmiş olursunuz. Ve o zaman farkedersiniz ki, karşılaştığınız şeyler gerçekte asla “size” değil, sadece “bedeninize” karşılık olagelen şeylerdir... “Siz” ise, özde ebedi “huzurdasınız”.

Zerre kadar dahi iman eden, misliyle onun neticesini alır. İman etmeyen ise, iman etmediğinden ebediyen mahrum kalır.

“Ameller, niyetlere göredir.”

7.11.2002

önceki | konular | sonraki

arkadaşıma gönder | favorilerime ekle | açılış sayfam yap

1994-2007 ® Ahmed Baki'nin Tasavvuf ve Bilim Web Sitesi
© Yayınlarımızın telif hakkı yoktur. Allah ilmine karşılık alınmaz.