|
GİZ'Lİ GÜLŞEN
Ahmed Bâki
Gayesi, İslâm Dini’nin özüne yönelerek “ALLAH’ı
BİLMEK” olan Tasavvuf ilmi, Modern Bilimler eşliğinde değerlendirilirse
ortaya şu gerçek çıkar:
Yaşamı “OKU”yabilenler için, “beynin”
eseri olarak algılamakta olduğumuz ve içinde yaşadığımız bu Evrensel
Düzen, insana kendi hakikatini anlatan mecazlar bütünü bir “KİTAP“
işlevi görür!
Buna karşılık, beş duyu ve bireysellik kaydında
yaşanması halinde ise, kişiyi büyük acı ve azaplara maruz bırakan,
bilincinin sonsuza dek içinde hapsolduğu “koza”sı
durumunda kalır...
Allah Rasûlü Muhammed Mustafa (aleyhisselâm)
şu sözüyle bu gerçeğe işaret etmiştir:
“Dünya, manzarası çok lâtif ve tatlıca bir şeydir.
Bunda her kim hakkiyle mutasarrıf olursa onun için mübarektir. Fakat
birçok kimseler de dünyada nefsanî iştahlarına dalarlar; onlar da
sonsuz hayatlarında ateşe kavuşurlar.”
İsâ (aleyhisselâm)'ın da aynı gerçeğe işaret
eden şu sözü rivayet edilir:
“Arayan, (aradığını) buluncaya kadar aramayı bırakmasın;
bulunca şaşıracak ve şaşkınlıkta kalarak hayran olacak ve her şey
üstünde hüküm sürecektir.”
Bizim düşüncemize göre, insanı ve insanlığı, kendisine
bahşedilmiş sayısız güzellikleri yaşamaktan mahrum bırakan gerçek
düşmanı, cehalettir! Tüm insanlığa gelmiş ALLAH RASÛLÜ
ve son Nebi Hazreti Muhammed Mustafa (aleyhisselâm)’ın bildirdiği
“ALLAH” ismiyle işaret edilenin ne olduğunu öğrenmemek ise
yaşanan ve yaşanacak tüm acı ve azapların kökünde yatan “cehaletin”
baş sebebidir...
“ALLAH” ismiyle işaret edilenin yukarıdaki
yargıç bir “tanrı” olmadığını; evrenin var edeni ve
kendi hakikatimiz olduğunu, aslımız olarak özümüzde mevcut olduğunu
farkedebiliyorsak eğer, bizim için beş duyu düzeyiyle sınırlı her
şey, terkedilmesi gereken birer aldanış hükmündedir! Bu Hakikatin
bilincinde yaşayandan kimseye asla zarar dokunmaz; aksine, sevgi,
saygı, şükran, cömertlik, yardım, hizmet, dua ve ilim gibi yollarla
çevresine sürekli manevi güç yayılır... Bunu yaşayabilenlerin seçkinleri,
maneviyat ehliyle birlikte Allah Rasûlü’nün yolunda olmaktan
iftihar duyarlar ve varlıklarıyla, insanların evrensel yaşam “KİTABI”nı
OKUyabilmeleri amacına hizmet ederler.
Öte yandan, beş duyu ötesine, maneviyata yönelebilme
yetisinden yoksun –dolayısıyla ALLAH ismiyle işaret edilen Gerçeği
kabul edemeyen– ekseriyeti oluşturan “insansı”lar
ise, hayatta kalmanın vazgeçilmez kuralı olarak “ben”cillik ve
sahiplenmeyi bilirler! Şartlandıkları göresel-dünyevi değerlerine
ve değerlendirmelerine öylesine sıkı tutunurlar ki, onları korumak
ve kaybetmemek için savaşır ve bu uğurda karşılarındakine her türlü
zararı verebilirler!..
Oysa, toplumsal şartlanmalardan, değer yargılarından,
bedensel bağımlılıklarından ve duygusal yaşamdan kopamayan bireyler
için dünya, bilinçlerinin çevresine örülmüş ve özlerindeki sınırsız
özellikleri yaşamalarına mâni olan farkedemedikleri “kozaları”
olarak kalır.
Gayemiz cehaletin karanlığından kurtulmak ise,
bunun yolunun Hakikat ilmini edinmek ve bu ilmi elimizden geldiğince
çevremizle paylaşmak olduğunun farkına varmalıyız! Zira, mevcut
kaynaklarımızı, öncelikle gerçeklerin bilinmesi yolunda bu ilmin
yayılması için değerlendirmediğimiz, dolayısıyla zihinlerin bu bilgiyle
aydınlanmasına ve cehaletin elinden kurtulmasına yardım etmediğimiz
sürece, algıladığımız bu beş duyu dünyası, bilincimiz için bir “koza”
olma işlevini devam ettirecek, bununla birlikte, hakikat bilgisinden
yoksun kalan bireyler de, cehalet denen düşmanın elindeki birer
araç, hatta onun birer parçası olarak kalmaktan kurtulamayacaklardır...
Kur’an öğretisiyle bütünleşmeyen, DİN’i gökteki
“tanrı”nın emirleri olarak kabul eden ilkel anlayışların,
insanlığı tarih boyunca sürüklediği felaketler ve bugün getirdiği
nokta ortadadır.
Bu gerçekler ışığında düşünürsek görürüz ki, kurtuluşa
ermenin yolu, önyargıyı ve taklitçiliği bırakıp, yaşam sisteminin
işleyişini açıklayan İslâm Dini’ni, “ALLAH ismiyle işaret
edilen indindeki DİN” olarak, “Allah indi”nden bakışla, çağdaş
bilimler eşliğinde yeniden değerlendirmekten geçer.
Bu amaca hizmet gayesiyle hazırladığımız “Tasavvuf
ve Bilim” konulu (www.ahmedbaki.com) Internet web sitemizde
yaklaşık bir yıl boyunca yayınlanan mesajlardan oluşan ve yayın
hayatına son verdiğini açıklayan Üstadım Ahmed Hulûsi’nin
en yeni açıklamalarını da içeren (64’üncüden sonraki bazı mesajlar
içerisinde) bu kitabın, DİN’in gerçeğinin sorgulanmasına ve doğrunun
değerlendirilmesine bir vesile olmasını, düşünen beyinlere yeni
ufuklar açmasını diler; yazılmasına, okunmasına vesile olan ve okuyan
tüm dostlarıma Allah’tan selâmet niyaz ederim.
ALLAH bizlere Hakikati görebilmeyi ve hazmedebilmeyi
kolaylaştırsın...
|