Halife ve Şefaat

"ALLAH" ismiyle işaret edilen hakikati öğrenmeyi reddedip kafasındaki göktanrı inancıyla dini anlamaya ve yorumlamaya çalışanlar, "ALLAH halifesi" ifadesini de ötedeki tanrının yeryüzündeki yardımcısı gibi yorumladıklarından reddederler. Kendileri ve kendi gibilerin "din adamlığı"nı, "Allah adamlığı"nı vs. elden bırakmaz kavanozu yalar; fakat bütün insanların özlerindeki "Allah halifeliğini" inkâr eder, balın kokusunu dahi alamazlar...

Tanrıya inananlar ilerki sayfalarda da değineceğimiz şu gerçeği düşünemezler:

Ötesindeki, herşeyden ayrı bir tanrıya ve o ötedeki kendinin dışındaki tanrının şöyle veya böyle özellikleri olduğuna inanarak yaşamını tüketmiş birimin, sıkıntı anında kendisine o ötesindeki tanrıdan ulaşacak ne vardır?.. Seni dünyada yaratmış, sonra da kendi haline bırakmış, veyahut ta kâh bazı işlerine karışan, kâh ta seni özgür iradene bırakıp test eden bir tanrı hayalinden eline ne geçebilir? Öyle bir beklentinin karşılığı hiç bir şeydir! Çünkü ne öyle bir tanrı vardır, ne de ötedeki o tanrının seni veya başkasını kurtaracak güçleri...

Dünyadaki sıkıntı, azap ve ızdırapla geçen saatlerini, günlerini, haftalarını, yıllarını düşün! Sen o azaplar içerisinde içinden yanarken, seni o azaptan kurtaran, dışındaki bir tanrı var mı?..

Ancak sen, "ALLAH" ismiyle işaret edilen mânâyı öğrenmediğin ve kabul etmediğin için, kendi hakikatini bilemedin, anlayamadın, farkedemedin; dolayısıyla ALLAH'ı BİLEREK yaşama "melekesine" ulaşamadın ve şartlanmaların, yargılamaların sebebiyle özündeki ALLAH'a ait güçlere kapalı kaldın! Şimdi de, yukarıda birinden bir yardım bekliyorsun! Oysa, özünde mevcut olduğunu bilebilseydin o yardımın, o şefaatin ve özündeki sınırsızlığa açık olabilsen, yönelebilsen; "veren de ALLAH, alan da ALLAH, HAYY'dan gelen HU'ya gider" diyebilsen; o zaman Hakikate yönelmiş olacaksın ve o şefaat sana ulaşacak, tüm sıkıntıların son bulacak...

Allah Rasûlü'nün bildirdiği "şefaat" özünden her an geliyor; ne fayda sen yukardan gelecek diye yüzünü dışarıya dönmüşsün, özünden gelene sırt çevirmiş, onu reddediyor, kabul etmiyorsun!..

Bütün sıkıntı ve azaplarının temelinde ALLAH'ı bilememen yatıyor... Var sandığın "ben"inin acizliğini, güçsüzlüğünü, hiçliğini gördükçe yanıyorsun... Perden o kadar kalın ki, yine de "ben"ini ALLAH'a teslim edip selâmete çıkmaya yanaşmıyorsun...

Ah bir ALLAH'ı bilebilsen, ALLAH'a bir İMAN edebilsen!..

Kavanoz yalamaktan vazgeçip te, içindeki balın tadına bir varabilsen!..

Mukallitlikten kurtulup, insanlığını bir görebilsen; ve görebilsen cehennemde hiç bir İNSANIN kalmayacağını...

Ve görebilsen ALLAH'a İMANIN sadece “hilafet” sırrına ermek üzere varolmuş İNSANA has bir özellik olduğunu...

Ve dahi, bilsen, cennete hiçbir insanın giremeyeceğini, o boyutta sadece MELEKLERİN iskân ettiğini...

*  *  *