Cehennemden Çıkış

Evet, tekrar kaldığımız yere dönelim ve "ALLAH ismiyle işaret edilen hakikatin İLMİNE sahip olarak, yani BİLİNCİNDE OLARAK yaşamanın" neden insan için bu kadar önemli olduğu konusuna devam edelim!

"ALLAH ismiyle işaret edilen hakikatin BİLİNCİNDE OLARAK yaşamadan", yani "ALLAH'a İMAN" ile şirkten ve sonuçta yanmaktan kurtulmadan, bu arınma yaşanmadan cennete erilemeyeceğini açıkladık! Peki, cennete ermek nasıl ve neden gerçekleşebilecek?

Kişinin ALLAH'a kendi öz hakikati ve varedeni olarak iman etmesine engel olan şey, gerçeği kabul edememesine sebep olan şey, şüphesidir, vehmidir!.. Vehim, bireysellik ve sınırlılık yönünde düşüncelere iter, sonuçta birimin ayrılık zannını güçlendirir! İnsandaki şeytaniyetin kaynağı vehimdir ve şeytaniyetin vazifesi de insanı "ALLAH'tan ayrı(?!)" düşürmektir. ALLAH'tan ayrı düşmek demek, ALLAH ismiyle işaret edilen hakikati kendinden ve herşeyden ayrı görmek; ALLAH'ı ötesinde bir "tanrı", kendini de beş duyuyla tesbit edebildiği özelliklerle sınırlı, herşeyden ayrılmış bir birim gibi vehmetmektir...

Kişi bu vehim gücünün üstesinden gelemediği sürece, kendinde, orjinini ALLAH'a ait sınırsız özelliklerden alan manevi - düşünsel yeteneklerini kullanamaz, onlara kapalı kalır ve böylelikle de yaşamını ızdıraba dönüştüren cehennemden çıkamaz!.. Cehennem ızdırabını sona erdirecek yegâne güç, vehmi hükmü altına alabilecek "iman" gücüdür. Vehim gücüne, ne akıl gücü, ne mantık gücü, ne hayal gücü, ne fikir gücü vs. galip gelemez!

Varedeninin, aslının, orijininin "ALLAH" olduğunun ve ALLAH'ın her şeye "Kaadir" olduğunun bilincinde olan --inanan-- kişi, en azından, içinde bulunduğu sıkıntı anında ALLAH'a ait sınırsız güçlerden ve özelliklerden mutlaka yardım alacağına, varlığını kapsayan sınırsızlıktan gelecek bir yardımın kendisini kurtaracağına ve selâmete erdireceğine inanır, inancı dolayısıyla özündeki manevi güçlere açık olur ve böylece ızdırabını sona erdirecek gücü kendinde bulduğunda yanmaktan kurtulur, cehennemden çıkar.

Kişi, hayatına yön veren şartlanmalarını ve kabullerini bir yana koyup ta, ALLAH'ın BİLİNCİNDE olarak kayıtsız bir görüşle bakabilirse, o zaman varlığının her zerresinde, tüm evrenin enerjisinin mevcut olduğunu farkeder! Ve sonra, kendini, evrenin sınırsızlığında bir kişi olarak kabul etmek yerine, “ALLAH” ismiyle işaret edilen mânâyı ve O’nun indindeki yokluğunu hissetmeye çalışır! Bu hissedişle Allah herşeye Kadir’dir der ve sıkıntıdan çıkıp huzura erer!

Özünü, varlığını, kendinden ortaya çıkabilecek güçleri, beş duyu boyutunda tanıdığı kişisel özelliklerle sınırlamaktan sakınmanın ve varedeni olan ALLAH'ın sınırsız güçlerine iman etmenin sonucudur bu kurtuluş!.. Çünkü zaten birimin azap çekmesine, sıkıntı içinde kalmasına sebep, birimselliği ile kayıtlanmasıdır; kendini daha evvel tecrübe ettiği özellikleriyle sınırlı bir birim kabul etmesi ve onlarla içinde bulunduğu durumu aşamamasıdır!

*  *  *