arkadaşıma gönder | favorilerime ekle | açılış sayfam yap

"ALLAH" Bilinci (Balın Tadı)
Ahmed Bâki

yazıyı büyüt: 12pt | 14pt | 10pt

  metni yazdır

Allah İndinde Din

Bu açıklamalar, tabii ki değerlendirebilene bir anlam ifade edecek; değerlendirmek üzere varolmamışların belki de inkârlarının kuvvetlenmesine yol açacaktır...

Bizim anlayışımıza göre, bugün yeryüzünde "insan" diye vasıflandırdığımız akıl sahibi bireyler, BİLİNÇ DÜZEYLERİ bakımından esas itibariyle iki grupturlar...

Birinci grup, gezegenleri - galaksileri - dünyayı - insanları, kendisinin dışında, kendisinden ayrı olarak yaratmış olan yukarıdaki(!) bir tanrıyı varsaymak suretiyle, -ki herhangi bir isim altında, bu "Allah" ismi de olabilir, bu tanrı inançlarını yürütürler-, yaşamlarını sürdürenler...

İkincisi ise, "ALLAH" ismiyle işaret edilenin ne olduğunu, kendilerine irsal olunandan öğrenerek bilenler ve Hakikati, bölünmemiş, sınırsız tek ve bütün ÖZ olarak, yani "ALLAHAHAD olarak anlayıp KABUL EDEREK yaşamı değerlendirmeye çalışanlardır...

Ateist denenler bunlar dışında ayrı bir grup değildir... Nasıl ki tanrıya inananların inanmaları için kafalarında bir tanrı var ise, aynı şekilde ateistlerin de kafalarında inkâr ettikleri bir tanrı vardır... Bu gözle bakıldığında, her ikisi de bir "tanrı" ile meşgul olan, biri o isim karşılığında varsaydığı şeye "var", diğeri "yok" diyenler olarak aynı grupta yer alırlar...

Bunun dışında, gerçek mânâda varlığın ötesindeki bir tanrı kavramını, varlığı veya yokluğu yönünden sorgulamayı aşmışsa kişi, o zaman zaten içinde bulunduğu SİSTEMİN işleyişini ve ALLAH ismiyle işaret edilenin ne olduğunu farketmesine en büyük engelden de kurtulmuş demektir...

Hazreti Ebubekir'den, Hazreti Âli'ye, Caferi Sadık'tan Cüneydi Bağdadi'ye, Beyazıdi Bestami'ye, İmamı Gazali'ye, Abdulkadir Geylani'ye, Abdulkerim Ciyli'ye, Muhyiddini Arabiye, Hacı Bayram Veli'ye, Muhammed Nurûl Arabi'ye, Şeyh Mahmud Şebüsteri'ye, Ahmed Rufai'ye, Muhyiddini Arabi'ye, Molla Cami'ye, Ataullah İskenderiye'ye, İsmail Hakkı Bursevi'ye, Şahi Nakşibendi'ne, İmam Rabbani'ye, İbrahim Hakkı Erzurumî'ye, Ahmed Yesevi'ye, Mevlâna Celaleddin'e, Yunus Emre'ye kadar ve daha nice, eserleriyle günümüze ışık tutan, isimlerini sayamadığımız tüm öze ermiş maneviyat ehli zevat Allah Rasûlü Muhammed Mustafa'nın bildirdiği ALLAH'ın AHAD oluşu konusunda birleşmişler ve bu esasa dayalı olarak kendilerine açılan hakikati talipleriyle paylaşmaya çalışmışlardır...

Bu itibarla, "DİN" kelimesinin karşılığı olarak iki mânâ anlaşılır.

Birincisi;

Yaygın olan, anne-baba ve çevreden öğrenilen, kulaktan kulağa yayılan bilgiler üzerine bina edilmiş, yeryüzündeki insan topluluklarının inandıkları bir yaratıcıya tapınma ve onun koyduğu kuralları yerine getirmeden ibaret bir dizi emirlere verilen addır... Bu mânâda yeryüzü topluluklarının sayısız dinleri, sayısız tapınma biçimleri, sayısız din adamları ve inanç biçimleri, teorileri vardır...

Diğeri...

Kur’an-ı Kerim'in tarifine göre , “ALLAH İNDİNDEKİ DİN"!..

"ALLAH İNDİNDE DİN" derken, lütfen bu ifadeyi düşünmeye çalışalım!..

Bir tanrının katındaki din değil!

Sizin, benim veya bir topluluğun anlayışına - bakışına - kabulüne göre din de değil!...

Açıkça, ALLAH’ın bakışına göre DİN adını alan SİSTEM'e işaret edilmektedir burada, ALLAH İNDİNDE DİN denerek...

"ALLAH İNDİNDE DİN" nedir? Neden DİN değil de sadece, ALLAH indinde DİN?

Neden İSLÂM, yeryüzündeki sayısız DİNLERDEN biri değil de, "ALLAH İNDİNDEKİ DİN"dir Kur'an-ı Kerim'in tarifine göre?

Bunu anlayabilmenin şartı, evvelâ "ALLAH ismiyle işaret olunanın" ne olduğunu anlamaktır ki sonrasında o "ALLAH ismiyle işaret edilen Hakikat İNDİNDE DİN" dendiğinde neye işaret edildiğini anlamaya başlayabilelim... "ALLAH" isminin işaret ettiği mânâyı öğrenip, kabul etmeden, hayalimizdeki tanrıya ve onun emirlerine vermiş oluruz bu ismi veya sadece papağan gibi tekrar eder dururuz bu ifadeleri...

O halde, şimdi elimizden geliyorsa eğer, bugüne değin şartlanmalar yoluyla çevreden edindiğimiz duyumlara dayanan din anlayışımızı baştan aşağıya bir yana koyalım bir süre için ve bu satırları olabildiğince şartlanmasız ve önyargısız biçimde okuyup düşünmeye çalışalım...

önceki | konular | sonraki

arkadaşıma gönder | favorilerime ekle | açılış sayfam yap

1994-2009 ® Ahmed Baki'nin Tasavvuf ve Bilim Web Sitesi
© Yayınlarımızın telif hakkı yoktur. Orijinaline sadık kalmak koşuluyla yazar ve kaynak belirterek paylaşılması serbesttir.