|
Mecaz çukurundan kod çözücü anlayışa Ahmed Bâki
24 Şubat 2007 Mecaz çukurundan çıkıp yeni
ufuklara doğru yol almak isteyenler, "Kur'an
Mucizesi Ekberiyet" başlıklı yazıdan şu cümleleri
unutmayacaklardır...
“KUR'AN, defalarca, akıl sahiplerine hitap edip, “biz
misallerle anlattık hâlâ bu misaller üzerine düşünmeyecek
misiniz” (İsra-89) dediği halde; “…efala ta’kılun”?.. (En’am-32)
“Niye AKLINIZI kullanmazsınız?” dediği halde... Niçin bizler
hâlâ, gerek Kur'an ve gerekse Hadislerde benzetmelerle anlatılan
olayları, kelimelere takılıp, somut ve birebir olarak
kabulleniyor, bunların birer işaret olduğunu farkedemiyoruz?"
Bu sorgulamanın en başta kazandırması gereken önemli bir
açılım şudur:
İşin başı, anlatılanların, aklımızı kullanarak çözmemiz
gereken "misal ve semboller" olduğunu kabul edebilmektir...
Önce bu kabulü özümseyebilmeliyiz ki, ondan sonra da bu yönde
gerekli faaliyete geçebilelim.
Dile gelenleri, bir gerçeği açıklayan "kesitsel veriler"
olarak kabul edebilmek... Anlatımda kullanılanları, birebir
nesneler olarak değil, sadece açıklandıkları günün ve ortamın
koşullarında dile gelen "kelimeler", gösterilebilen "nesneler",
işaret edilebilen "semboller", anlamaya yaklaştıran
"benzetmeler" olarak kabul edebilmek... Kastedilenlerin,
kelimelerin karşılığı olan birebir "nesneler" değil, onların
misal olarak anımsatılması suretiyle okuyan bilince
kazandırılmaya çalışılan bir "hissetme, düşünme ve değerlendirme
sistemi" olduğunu kabul edebilmek...
Aksi halde, anlatılanları düpedüz kelimede kalarak alıp
anladım sanmak; onlara, aklımızı kullanarak çözmemiz gereken
"misal ve semboller" olduğu bakışıyla yaklaşmamak, daha baştan
bilincin "yeni" bakışlar kazanmasına mâni olmak ve kendi ufkunu
kapatmak anlamına gelir. Bu da, sınırlı mantık ve şartlanılmış
bakış açıları ötesinde hiçbir yeni şey kazanamadan kitabı
kapamak ile sonuçlanır.
Gerek Kur'an ve gerekse Hadislerde anlatılan olayları,
kelimelere takılmayıp, somut ve birebir olarak kabullenmenin
ötesinde, bunların birer işaret olduğunu, benzetmeler olduğunu
kabul ediyor ve bu düşünceden yola çıkıyor muyuz?
İlk farkedilmesi gereken nokta bu!
Neden?.. Bunun cevabını da yazıdan hatırlayalım:
"Çünkü, Risâlet Nuru, zaman ve mekân ötesi bir boyuttan, tüm
zaman ve mekânları müşahede eden bir kaynaktan gelmektedir."
Bu cümlenin işaret ettiği farklı gerçekler bir yana, en
azından "Kur'an kıyamete kadar bâkidir" hükmünün gerçeğini
yaşayabilmek yolunda, kazanılması gereken bakış budur...
Dolayısıyla...
"Risâlet Nuru kaynağından gelen bilgilerde… Gerek dünya ve
gerekse ölüm ötesi yaşam boyutu ile ilgili işâret kelimeleri, o
kelimenin, geçmişteki anlamı ile değil; o kelimenin yaşanılmakta
olan süreçte ulaşılmış en derin kavramı itibariyle
anlaşılmalıdır. Yani, kelimenin 1400 küsur yıl önceki birebir
düz manası ile değil. Uyarının yapıldığı devirdeki anlayış
neyse, zorunlu olarak o seviyeden bir kelime kullanılması,
anlamın o kelimedeki mânâ ile sınırlı olmasını asla getirmez."
[A.H.]
O halde, bunun için öncelikle “biz misallerle anlattık; hâlâ
bu misaller üzerine düşünmeyecek misiniz” ayetiyle vurgulandığı
üzere, "anlatımların misal ve benzetme yollu olduğu" düşünce ve
değerlendirme sistemini temel edinmek gerekir, bir...
Bu düşünme ve değerlendirme sistemini edinebilmek için “Niye
AKLINIZI kullanmazsınız?” ayetiyle vurgulandığı üzere, "anlamak
için aklımızı kullanmanın, yani işaretlerin gerisindeki
anlamları 'çözmenin' bir zorunluluk olduğu" düşünce ve
değerlendirme sistemini temel edinmek gerekir, iki...
Ancak bundan sonradır ki, bu zeminde düşünebilen ve
değerlendirebilen için Kur'an şifreleri açılabilsin... Yoksa,
düz bir mantıkla o evrensel bilgiyi, sıradan nesneler ve
şekillerle sınırlandırmaktan öteye geçilemez.
Bununla birlikte, tüm bunları kabul edip böyle bir düşünce
zemininde değerlendirme yapabilmek için de, en temel bir
zorunluluk olarak, "tanrı" kabulünü, ötedeki tanrı zannını ve o
tanrının buyrukları vehmini aşmış olmak gerekir... Özgürce
düşünmenin önünde engel tanımamak gerekir!
İşte bu sebeple, düşüncesindeki "tanrı" kirliliğinden
arınmamış olanların bu şifrelerle verilmek istenen mesajlara
erişemeyeceği yine o Kitap'ta vurgulanmış: Lâ yemessehu illel
mütahharun! "Teması olmaz ona, arınmış olanlardan başkasının!"
Kuran 'oku'mak için yapılması gereken hazırlıktır bu!
El-yüz yıkamakla değil, zihnimizde bu bahsettiğimiz düşünsel
arınmayı gerçekleştirebilmekle ancak "hazır" olunabilir Kur'an
"okumaya"...
Bir yandan tüm bu açıklamalarla düşünen beyinler için yepyeni
ufuklar aydınlanırken, öte yandan, ne yazık ki, insanların
inançlarına yön vermeyi vazife edinmiş ama "tanrı" kirinden
kurtulamamış çoğu nakilci kişiler, benzetme veya işâret yollu
verilen misalleri, verilmek istenenin hâlâ "birebir somut
gerçeği" sanıp, tüm insanları da kendileri gibi taklitçi
anlayışa yönlendirmeye devam etmektedirler!
O gün ortada olan sembollerle anlatımı kabul edemeyenler,
"kitapta geçmiştir" diyerek günümüzde örneğin alkolü haramdan
sayıp, "kitapta geçmemiştir" savıyla
sigara, uyuşturucu ve
benzeri türden beyne zarar vericilere karşı alınması gereken
tavırda tereddütten kurtulamıyorlar... Sebep, kafalarındaki
tanrı yüzünden kitabı tanrının buyruknamesi, içinde işaret
edilenleri de birebir "somut nesneler" sanmaları...
Kur'an'ın verdiğinin bir düşünce ve değerlendirme zemini
olduğunu farkedememek sebebiyle, "haram diye nitelendirilen
kaçınılması gereken" şeyi, kendilerindeki "hissediş, yöneliş ve
arzu" olarak anlamak yerine, dışarıdaki "nesne" olarak
yorumlayanlar, sonuçta da hoşgörü ve sevgiden uzak, baskıcı,
zorlayıcı bir dinsel anlayışla başbaşa kalıyorlar. Önceki
aylarda "Haram
olan ne?", "Misal
ve benzetme yollu işaretler" başlıklı yazılarımızda da bu
hususa yer vermiştik.
Kur'an-ı Kerîm'i değerlendirme kapısını açan kod çözücü
anlayışa bu şekilde değindikten sonra, yazıdan önemli bir
noktaya dikkat çeken satırları burada yeniden okuyalım:
"Demek istediğimizi anlayan için, bu çok çok önemli bir Kurân
dekoderidir; ve dahi, o “Bilgi Kaynağı”nın niçin kıyâmete kadar
geçerli olduğunun açıklamasıdır. İşte bu anlayış, bu anahtar,
Kurân dinamiğidir..."

Bu duayı iyi dinleyin Ahmed Bâki
12 Şubat 2007 Aşağıdaki videoda, geçtiğimiz
aylarda blog sayfalarında "Matrix" ve Kurtlar Vadisi Irak"
başlığı altında bahsettiğimiz filmden alınmış, düşündürücü bir
duanın seslendirildiği bölüm yeralmakta. Sözkonusu yazımızda, filmin bir savaş ortamının
içerisinden filizlenen ve insanlara yol gösteren mesajlar içerdiğinden bahsetmiştik. Sitemizdeki
kitapları okuyanların dikkatini çekecektir burada dile getirilen
bakış açısı. Tüm suallere cevap olmasa bile, birçok soru cevap
bulabilecektir belki de bu bakışla... Yeni şeyler düşünmek için
bir hatırlatma ya da...
Adem (aleyhisselâm) da cennetten kovulduğunda, "Biz
nefislerimize zulmettik" diye içine düştüğü halden kurtulma
ümidiyle bağışlanma dilemişti ve bu tövbesi mağfirete nail
olmasını sağlamıştı...

"Allah'ı Tanıyalım" videoları Ahmed Bâki
8 Şubat 2007 Web sitemizde, uzun
zamandır arzu ettiğimiz yeni bir hizmeti başlatmak nasip oldu
Allah'ın izniyle! Ahmed Hulûsi'nin 1990'lı yılların ilk
yarısında kaydedilen 16 kasetlik video sohbetleri yanısıra,
değişik zamanlardaki konferanslarını, 2005 yılı Expo TV
kayıtlarını, İnsan ve Din kitabında yeralan yazılar ile en son
yazılarının videolarının tamamını artık web sitemizden online
olarak izleyebilir, dilerseniz video veya ses dosyası olarak
bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
Başka hiçbir yerde bulamayacağınız açıklıkla dile getirilmiş
bu bilgiler, Allah'tan bizlere bir bağıştır! Değerlendirebilene
dünyada büyük bir ihsandır!
Bu ilmin önemi, her geçen gün daha çok insan tarafından
farkedilmekte ve onun için daha çok insan bu paylaşıma katılmaya
gayret etmektedir... Allah; Rasûlü ile amaç birliği içerisinde
yaşayanlardan olabilmeyi kolaylaştırsın bizlere... Koşulların,
farkedemediğimiz bir hızla değiştiği yaşadığımız zamanda, bu
bilgilerin daha çok düşünen insana en kısa zamanda ulaşabilmesi,
bizim dileğimiz.... Emeği geçen, değerlendiren ve
değerlendirilmesine vesile olan herkese Allah'tan daha nice
güzelliklerin ihsanını niyaz ederek, "Uyanış" isimli örneğine
yukarıda yerverdiğimiz bu çalışmaların tümünü "Videolar" bölümünde
sizlere takdim ediyoruz...

Yazılarımıza yerveren birkaç yayın Ahmed Bâki
1 Şubat 2007 Geçtiğimiz aylarda "İnternet
Paylaşımları" başlığıyla web sitemizdeki yazılarımızın,
Amerika'dan, Malezya'ya, Avustralya'dan Birleşik Arap
Emirlikleri'ne kadar yurtdışındaki değişik yerlerden yayın yapan
birçok web sitesinde yeraldığından, hatta bazı İngilizce
forumlarda tartışılmaya başlandığından bahsetmiştik. Bu ayki
blogumuza da, benzer şekilde kitaplarımız ve sitemizdeki
yazılarımıza yer veren birkaç yayını hatırlatarak başlayalım.
2003 yılından itibaren sitemizde "Editörden" ve "Dini Anlamada Reform" başlığı altında yerverdiğimiz
yazılarımız, zaman zaman blog ve diğer sayfalardan alıntılar
beraberinde Erzurum Gazetesi'nde yaklaşık bir yıldan beri
Cuma günleri yayınlanmaktadır. Gazetenin web sitesinde
"Yazarlar" bölümünden bu yazılara ulaşabilirsiniz.
Dubai'den sonra faaliyetlerini Dünyanın iki farklı noktasına, Singapur ve Chicago kentlerine
kadar genişleten "Mesleki Gelişim ve Eğitim" firması
Intekworld,
aylık bülten olarak üyelerine sunduğu
Kişisel Gelişim e-Dergi'sinin Spiritual Corner (Maneviyat
Köşesi) bölümünde, sitemizdeki Giz'li Gülşen ve Holografik Evren
kitaplarının İngilizce çevirilerini bölümler halinde
yayınlamaya devam etmektedir.
Yazılarımıza yer veren diğer bir yayın ise İstanbul çıkışlı yaşam
ve kültür dergisi
Zeck. Derginin
2006 yılı
Eylül-Ekim ve
Kasım-Aralık
sayılarında yeralan yazıları, tarihlere tıklayarak
okuyabilirsiniz.
Herkes için daha güzeli arzu edenler ve paylaşmanın hazzına
varanlarla birlikte, umarız bu paylaşımlar amaç birliği
içerisinde yaygınlaşarak devam edecektir.

67625 kez okundu.
|