English Deutsch Français Español Pусский Polski Nederlands Shqip Swahili Azeri Türkçe  
 

AHMED BÂKİ

 
 

Blog / 2006 Aralık

New York Kanal 35'te "ALLAH" kitabı


21 Aralık 2006 Perşembe

Ahmed Bâki

Sanırım 1995 yılıydı. New York'ta Kanal 35'te yayınlanan Bill Donahue'nun "Hidden Meanings" isimli programına 1991 yılında yayınlanan sitemizdeki "Mohammed's ALLAH" isimli kitabımız konu olmuştu. Programın video kaydı elimize ulaşır ulaşmaz, hızlı bir çalışmayla çevirisini ve ardından birkaç saatlik yoğun bir çalışmayla altyazısını hazırlamıştım İstanbul Levent'te bir stüdyoda...

O zamanlar yaygın olan video kasetler sayesinde çoğaltıp paylaşabiliyorduk Bill'in programını... Bill Donahue, New Jersey'de bir new age kilisesinin vaizi ve bu kayıt, kilisede düzenli olarak yaptığı konuşmalardan birisine ait. On yıldan fazla bir süre geçti aradan ve şimdilerde youtube videolarda yeniden karşıma çıktı bu çalışma ve blogumuza aldım. Yaklaşık yedişer dakikalık sekiz bölüm halinde yeralabilmiş. İzlemenizi öneririm.

1. Bölüm /(7 dakika)

Binyılın en büyük devrimi


18 Aralık 2006 Pazartesi

Ahmed Bâki

Hızlandı dünya bir kez daha! Açılmakta perdeler bir bir, hızla!

Ondört yüzyıl önce Hazreti Muhammed (aleyhisselam)'ın işaret ettiği, insanlık tarihinin en büyük devrim sürecini yaşamaktayız! Bize göre!

Nedir o süreç?

Ötemizde bir yaratıcının varolmadığını çözüp anladıktan sonra, varlığın aslı olan sınırsız tekliğin ne anlama geldiğinin ve sınırsız tekin dışında hiçbir şeyin asla mevcut olamayacağının kavranacağı süreç...

Doğunun maneviyat okyanusu ufkunda, batıdan Modern Bilim güneşinin doğuşu ve böylelikle hakikat güneşinin tüm dünyayı aydınlattığı bir süreç...

Modern Bilimin farkettiği ve varlığın aslı olarak açıklamaya çalıştığı gerçekliğin, "ALLAH ismiyle" Rasûlullah aleyhisselâm tarafından işaret edilenden ayrı birşey olmadığını farketme, bilme, anlama ve yaşama süreci...

Yanmaktan kurtulamamış(?) ermiş ve önderler(!)


14 Aralık 2006 Perşembe

Ahmed Bâki

İsimlere takılıp kalıyoruz. Misalleri, "örnek" veriler olarak değerlendirmiyor, dile geldiği kadarıyla sınırlıyoruz. Bu yüzden de, sanki çok ötemizden bahsediliyormuş gibi, kendimize de hiç yakın etmiyoruz! "Dinadamı", "dini lider", "ruhban" diyoruz; ama, "şeyhlik", "dervişlik", "velilik", "kutupluk", "gavslık", "isalık", "mehdilik" türünden, ne adla olursa olsun, iddiaların da, aynı türden dürtülerin farklı kılıflarda tezahürleri olduğunu farkedemiyoruz. Yeri gelmişken, konunun bu yönüne de değinelim şimdi.

Değerli dostlarım; kim ki kendini halkın gözünde muteber bildiği manevî vasıflarla takdim ediyorsa, haktan(!) görünme arzusundaysa, ve hatta bunların sahibiymiş gibi imâda bulunuyorsa, bilin ki işin henüz tak-li-din-de-dir!.. Allah'ı bilme yolunda kendini geliştirenin, karşısındakiler kendine itibar etsin diye halkın gözünde kıymet kazanmış maddî veya manevî ad, ünvan ve mertebelerden beklentisi olmaz! Allah indinde ölçütün, her birimin ortaya koyabildiği "abdiyet" yani "kul"luktan öte birşey olmadığını bilir! "Kul"luk nere, "sultanlık" arzusu nere?..

Gerçeği, en yalın haliyle görmeye çalışın! Kişi, herşeyden önce "insan" olarak ne ise, odur! Yaşam bir bütündür. Kendini geliştirmemiş olana, her yönden gelişim sürecini başından beri yaşamamış olana, hakikat bilgisi ile tanıştı diye havadan bir mertebe verilmez! Yanlış yönlendirme ve aldatmalardan sakınmak istiyorsanız, hayaller kurarak aranmayı bırakıp, çevrenizdekileri, ilminiz ışığında, önce "insan" olma vasıflarıyla, "insan" ismine liyakatleriyle, insanlığın hakkını verme seviyeleriyle değerlendirin!.. İrfan sahibi hiç kimsenin çevresine, sevgi ve saygı çerçevesinde insanlık ve dostluğun gereği olarak, ilimden başka vereceği ve de vermesi gereken birşey yoktur bu konuda!

Hükmetme aracı olarak kullanılan "tanrı" hayali


12 Aralık 2006 Salı

Ahmed Bâki

"Günahlarınızı affettireceğiz” ve "ölünce cennete gitmenizi sağlayacağız" diye çeşitli şekillerde insanların inancına, ibadetine yön vermeye çalışanların, tarih boyunca “dinadamı”, "dini lider", "dini otorite" gibi çeşitli "dinden"(!) görüntülerle toplumlara yutturulduğundan bahsetmiştik... Günümüzde dahi, Rasûl ve Nebilerin öğretileriyle hiçbir ilişiği olmayan, türlü türlü kılık-kıyafetlere bürünerek, şatafatlı mekânlara taht kurarak, masal kahramanları gibi, tamamen sonradan uydurulmuş ünvanlarla, dünyaya dönük yapılanma ve organizasyonlar içerisinde "dinadamlığı", "dini liderlik", "dinde otoritelik", ruhbanlık", vs. taslayan sayısız kişi tarafından, sayısız kutsallıklar ve törenlerle sayısız oyunlar oynanmaktadır...

Bırakın oynasınlar; ancak şu gerçeği bilelim ki, bu tür oyunların hiçbirinin ölümötesi gerçekler indinde bir kıymeti yoktur; çünkü SİSTEM'i okuma, kendini tanıma, ALLAH'ı bilme ve ahırete hazırlanma yönünde getirileri sözkonusu değildir!..

Ancak buradan bir de şu çok önemli hususu farkedelim:

Bu tür Hak(!)tanmış gibi imaj ve varsayımlarla toplumların kandırılmasında kullanılmakta olan yegâne araç, insanların kafalarındaki "tanrı" şartlanması ve hayalidir!

Müslümanlar ne yapmalı?


6 Aralık 2006 Çarşamba

Ahmed Bâki

Öncellikle bilinmesi gereken şey şudur:

Her insan, dilediği gibi bir "yaratıcıyı" kabul edebilir ve kabul ettiği bu "yaratıcıya" da dilediği ismi verebilir!

Ancak, "bir yaratıcıya inanıyorum" demekle, kişi Hazreti Muhammed'in açıkladığı "Allah'a" inanmış olmaz! Çünkü, ALLAH ismiyle neye işaret edildiğini öğrenmeyen kişi, bu haliyle "Allah" adını dahi verse, aslında bilmediği, tanımadığı bir tanrıya inanmış olur; bu yüzden de ne olduğunu bilenin Allah'a "iman ederek yaşamasının" getirisine ulaşamaz ve o haliyle geçip gidebilir dünyadan...

Dolayısıyla, İslâm'ı kabul eden her kişinin yapması gereken en öncelikli iş, Hazreti Muhammed (aleyhisselâm)'ın açıkladığı "Allah'ı", onun açıkladığı özellikleriyle öğrenmek ve tanımaktır. Ki böylece iman ettiği hakikat, hayalindeki herhangi bir yaratıcı, bir tanrı olmaktan çıkıp, Hazreti Muhammed (aleyhisselâm)'ın açıkladığı "Allah" olabilsin...

Allah'a inanmaktan gaye, kişinin, yaşama şartlanmalarla değil, "inandığı" gibi bakabilme özelliğini kazanabilmesi, inandığı bakışla değerlendirmelerde bulunabilmesidir.

Kur'an'a göre çok sayıda "dinler"(!) sözkonusu değildir!


 

4 Aralık 2006 Pazartesi

Ahmed Bâki

Kur'an'a göre "dinler"in olmamasının anlamı, Kur'an'ın diğer dinleri(!) varsayıp, sonra onları reddetmesi değildir!

Kur'an-ı Kerim, tüm Rasûl ve Nebileri ve onlara indirilenleri tasdik eder! Tüm Rasûl ve Nebilerin bildirdiği şüphesiz haktır!

Ancak...

Kur'an-ı Kerim'de "DİN" kelimesiyle işaret edilen şey, yaşadığımız, tâbi olduğumuz EVRENSEL SİSTEM'dir! (İnsan, sınırlı beş duyusuyla bu evrensel sistemin işleyişini ve düzenini tam anlamıyla kavrayamayacağı için, korunabilmek için, kendisine bildirilen sistemin hükümlerine İMAN etmek durumundadır.)

Evrensel sistem ve düzen olan DİN, son nebi Hazreti Muhammed (aleyhisselâm)'ın açıklamalarıyla ikmal olmuş ve İSLÂM adıyla tanımlanmıştır. ALLAH indinde "DİN" tektir ve DİN'in "çoğulu" (din"ler") asla sözkonusu değildir! Bununla birlikte, insanların algı ve kavrayış kapasitelerine göre tâbi olduğumuz bu tek DİN'i değişik biçimlerde, değişik seviyelerde anlayışları, yorumlayışları sözkonusudur. Bunun sonucunda da yeryüzünde farklı "inanç biçimleri" sözkonusu olmuştur.

 

Anasayfa

Tüm A.H. Eserleri

Site Haritası

 

Arşiv


2007 Kasım

2007 Ekim

2007 Nisan

2007 Mart

2007 Şubat

2007 Ocak

2006 Aralık

2006 Kasım

2006 Ekim

2006 Eylül

2006 Ağustos

2006 Temmuz

2006 Haziran

2006 Mayıs

2006 Nisan

2006 Mart

2006 Şubat

2006 Ocak

2005 Aralık

 

 

Diğer Sayfalar


Holografik Bakış

Aynadaki Evren

GİZ'li Gülşen

Balın Tadı

DİN'i Anlamada Reform

Hayret

Hazine

Son Misafir

Online Sohbetler 

 

Yayınlanmış Kitapları


Holografik Bakış

(2005)

Aynadaki Evren

 

(2005)

GİZ'li Gülşen

(2001, 2003, 2005)

 

Ahmed Bâki'nin kitaplarını ve yazılarını sitemizden indirebilir; orijinaline sadık kalmak kaydıyla ve kaynak belirterek dilediğiniz yoldan karşılıksız paylaşabilirsiniz. Sitemizdeki eserlerin hiç biri için telif hakkı talebimiz yoktur.

 

 

 


» Üstteki lisanlardan ana sayfalara gidebilirsiniz

» Üstteki yazdır linki ile sayfanın tüm metinlerini yazdırabilirsiniz (devamlarını açmayı unutmayın)

» Metinlerin altındaki yazıcı ikonuyla o metni yazdırabilirsiniz

» Üstteki menüden tavsiye et'i seçerek veya yazıların altındaki ikona tıklayarak bu sayfayı e-mail adresini bildiğiniz kişilere önerebilirsiniz

» Kısa e-mail gönderebilirsiniz


 

 

57858 kez okundu.

karşılıksız bilgi paylaşımı @ www.ahmedbaki.com/turkce/blog