English Deutsch Français Español Pусский Polski Nederlands Shqip Swahili Azeri Türkçe  
 

AHMED BÂKİ

 
 

Blog / 2006 Temmuz

Geleceğin Tarihi: İsrail Türkiye'ye komşu olacak


25 Temmuz 2006 Salı

Ahmed Bâki

Geleceğin Tarihi'ni duymuş muydunuz? Olmuş bitmişin ve yazılmışların deşifresi...

Birinci Körfez Savaşı'nın, Türkiye'nin ilk özel TV kanalından günü gününe yayınlandığı zamanlardı. ABD, Suudi Arabistan'daki üslerinden kalkan uçakları ve attığı füzelerle Irak'ı vurarak, karşısındaki tüm direnişi kırmayı sürdürmekteydi. Akabinde gelecek kara harekâtı sayesinde Saddam'ın yok edileceğinden, Irak'ta yeni bir yönetim kurulacağından sıkça sözediliyordu.

O sıralarda Aksaçlı Bilge, zaman zaman "Geleceğin Tarihi"nden pasajlar okumaktaydı merakımıza karşılık... O günkü aydınlarımız hep bir ağızdan birilerinin sonu yakın derken, Geleceğin Tarihi'nde "Saddam ile Kaddafi'nin görevlerinin henüz bitmediği" belirtiliyordu... Nitekim gerçekten de o gün beklenen sonlar gelmedi ve uzun yıllar sonra yeniden sahnede yerlerini almaya başladı eski aktörler...

Şu beş duyu dünyasında ne tür yapılanmalar var, kim neyi hangi güçle yapıyor, daha bunlardan habersiziz! Bunu bilince sormadan edemiyor insan:

Nerde kaldı, beş duyu ötesinde olup bitenleri farkedip değerlendirebilmek!..

İnternet paylaşımları


24 Temmuz 2006 Pazartesi

Ahmed Bâki

Web sitemizdeki yazılarımız, son zamanlarda Amerika'dan, Malezya'ya, Avustralya'dan Birleşik Arap Emirlikleri'ne kadar yurtdışındaki değişik yerlerden yayın yapan birçok web sitesinde yeralmaya, hatta bazı İngilizce forumlarda tartışılmaya başladı.

Bunlara örnek olarak, "The American Müslim" sitesinde geçen aylarda çıkan "Sünnetin Ruhu" yazısından sonra bu hafta da "Şeriat Devleti" başlıklı makalenin çevirisi yayınlandı.

İngilizce IntekWorld dergisinin Temmuz sayısında "Holografik Evren ve Zaman" yazısına yer verildi.

Daha önce de Nisan ayında İslâm kitabında yeralan "İslâm'da Neden Zorlama Yoktur" başlıklı yazının İngilizcesi Malaysia Today gazetesinde ve ayrıca About.com'da yayınlanmıştı.

Ayrıca, farklı bir konseptle, örneğin kitaplarımızdaki sözlerin onlarcasını renkli grafikler üzerine yazarak okuyucularına sunan Aaniaa.com gibi LifeStyle siteleri ve bloglar da var. Üzerine tıklayarak büyük boyutunu indirebileceğiniz bu grafik duvar kâğıdında DOST'tan Dosta'daki "Gerçek sevgi, sahibinin önce gururunun kölesi olmaktan kurtarır" sözü yeralıyor.

www.ahmedbaki.com

"Düşüncelerinizden mesûlsünüz" yasası


22 Temmuz 2006 Cumartesi

Ahmed Bâki

Beynimize bahşedilmiş "sistemin kuvvelerini kullanabilme özelliği" konusuna devam edelim...

İnsanın evrenle etkileşiminde beynin ürettiği dalgalar önemlidir. Genelde sanılanın aksine, kişinin dilinden çıkan komutla, beyninin algıladığı komut her zaman aynı değildir! Çünkü beyinde, dildeki değer yargıları yoktur, geçersizdir!

Beyinde değer yargılarının geçersizliği, konunun anahtarıdır! Her an uyanık olmak ve kendimizi adeta dışardan gözlemleyen bir gözle seyretmek zorundayız!.. Şu olaya karşı bu tepkiyi koyuyorum veya şunu düşünüyorum; ama bunu yapmakla "sistem içerisinde" ne yapıyorum?.. Sistemdeki kuvveleri ne şekilde harekete geçiriyorum?.. Neye yönlendiriyorum?.. Nelere, ne istikamette yön veriyorum?.. Bu yaptığımla ne tür oluşumları tetikliyorum ve bununla kendime nasıl bir gelecek hazırlıyorum?.. Hesaba katmak zorunda olduğumuz öncelikli değerlendirmeler her zaman bunlar olmalıdır!.. Örneğin, kızdığınızda veya alındığınızda veya sevindiğinizde; yahut kanaat ettiğinizde, ya da nankörlük ettiğinizde, sisteme yön veren sizdeki güçleri ne yönde harekete geçirmiş, ne yönde kullanmış oluyorsunuz ve ondan sonrası için kendinize nasıl bir gelecek hazırlamaktasınız?..

Aslında birçoğumuz çeşitli şekillerde, tanımlayamadığımız ama işleyen bu güçlerin farkına varmışızdır belirli vesilelerle. Bu sebeple, örneğin, birşeyden sakınabilmek veya beklediği bir şeyin gerçekleşebilmesi için bazı tutumlardan uzak durmayı, bazı tutum ve davranışlara da ağırlık vermeyi prensip edinenler vardır içimizde. Açıklayamasalar da uygularlar ve o prensiplerin işlediğini görürler. Nitekim, dilimizde yeralan "sabreden derviş muradına ermiş" ya da aksine "korktuğu başına geldi" deyimleri, sisteme yön veren bu kuvveleri doğru kullanabilmenin ve kullanamayışın dile gelişleridir!

Sistemdeki kuvveleri doğru kullanabiliyor muyuz?


21 Temmuz 2006 Cuma

Ahmed Bâki

Mühim olan sistemin kuvvelerini, ki çekim yasası sırrı diye tanıtılan da buna dahildir, nasıl kullandığınız; daha açıkçası doğru şekilde kullanıp kullanamadığınızdır!

İşin en can alıcı yanı ise şudur: Evrenin özündeki sistemin ana kuvvelerinden bağımsız olarak yaşayamazsınız! Neye inanırsanız inanın veya isterseniz inanmayın! Her an etkiliyor ve etkileniyorsunuz! "Ben bunlarla uğraşmıyorum" deyip te bir kenara çekilseniz dahi, o kuvvelerin işleyiş yasalarına tâbisiniz ve sizinle herşey arasında bu etkileşim her an kesintisiz biçimde devam etmektedir. Yaşamınızdaki herşey sizinle karşılıklı etkileşim içerisinde! Algıladığınız dünyada süregiden herşeye yön veren eşyanın özündeki güç, sizin kendi özünüzde mevcut... Herşeyle aranızda her an karşılıklı bir ilişki var ve bu ilişkiye hakim güçlere göre gelişen olaylar sözkonusu... Yaşama ve gelişen olaylara yön veren sistemin ana kuvveleri, sizin kendi özünüzde de mevcut ve kesintisiz işliyorlar! Onlar hakkında bilinçlenmek suretiyle kendi özünüzden bu güçleri doğru kullanmayı öğrenebilirsiniz..

Fizik bedeninizle etrafınızdaki herhangi bir nesne üzerindeki kontrolünüzü düşünün! İstediğiniz bir nesneyi tutup yakınınıza alabilirsiniz veya atıp uzaklaştırabilirsiniz, hatta hiç yokken farklı bir ortamdan temin edebilir ve yanıbaşınıza getirebilirsiniz veya gözünüzün önünden tamamen uzaklaştırabilirsiniz. Bunun için neyi kullanmaktasınız? Elinizi... Bunu nasıl başarmaktasınız? Elinizdeki gücü kullanarak! Hangi el hareketlerinin hangi sonucu getireceği konusunda melekelerinizi kullanmaktasınız!

Karşılıksız paylaşabilmek


13 Temmuz 2006 Perşembe

Ahmed Bâki

Ücret mukabilinde izlenmesine izin verildiği için Google'dan kaldırılmış olan The Secret filmine ait videoyu biz de sayfamızdan kaldırmak durumunda kaldık.

Allah Rasûlü Muhammed Mustafa aleyhisselâmın açmış olduğu ölümötesi yaşam bilinci ile nasiplenmiş öğretilerde, bilginin karşılıksız paylaşılması esastır. Tüm yazılı ve sesli eserleri yanısıra, birincisini aşağıda sunduğumuz Ahmed Hulûsi'nin televizyon sohbet videolarını da bundan böyle Google Video sayfalarından ve web sitemizden hiçbir ödemede bulunmadan izleyebilirsiniz.

Web sitemizdeki TV Sohbet Videolarına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz. Google'daki videolara ulaşmak için resmin sağ alt köşesindeki Google butonuna tıkladıktan sonra "Go to Google Video"yu seçmeniz gerekir.

www.ahmedbaki.com

The Secret Law of Attraction (Çekim Yasası Sırrı)


10 Temmuz 2006 Pazartesi

Ahmed Bâki

"The Secret", tarihte ilk kez tüm dünyaya açıklanan ve insanlığın yeni bir döneme girişini simgeleyen "Gizli Yasa" veya "Sır" diye tanıtılan yeni bir filmin adı. Daha önce blogdan duyurduğumuz "What the Bleep Do We Know" formatında ancak içinde bir hikaye olmayan belgesel türünde bir film. Avustralya, Yeni Zelanda ve Papa Yeni Gine'de televizyon kanallarında DVD ve internetten satışı yapılıyor; fakat bildiğim kadarıyla henüz sinemalarda gösterimde değil.

"İnsanoğlu bu sırrın açıklanmasıyla yeni bir döneme girecektir" diye sunuluyor. "Evrenin büyük sırrı, çağlar boyunca yolculuğunu yapıp şimdi size ulaştı" deniyor. "Öğrendiğinizde hayatınızı sonsuza kadar değiştirecek. Herşeyin sırrı, huzur, mutluluk, başarı, sağlık, zenginlik, sevgi, dostluk, istediğiniz herşey için... Tüm yapmanız gereken sırrı anlamak ve uygulamak. Bunu bilen herkesin yaşamı değişti. Sizinki de değişecek! Tarihte ilk kez, dünyanın önde gelen bilimadamları, yazarları, filozofları, herkesin hayatını değiştiren bu sırrı açıklıyorlar. Daha önce de çeşitli felsefelerde, dinsel öğretilerde, edebiyatta yeralan bu sırrı Plato, Newton, Carnegie, Beethoven, Shakespeare, Einstein gibi ünlü kişiler biliyor ve kullanıyorlardı." deniyor... Filmde, çeşitli kişiler bu prensiple yaşadıkları olayları anlatıyorlar; tıp ve kuantum fiziği konularında bilimadamları gerekçelerini açıklıyorlar.

Sözün özü: Eğer ahir zamanda isek...


6 Temmuz 2006 Perşembe

Ahmed Bâki

(önceki yazının devamı -5)

Eğer yaşadığımız zaman ahir zaman ise...

Deccaliyet, akı kara, karayı da ak göstererek, Rasûlullah aleyhisselâmın bildirdiği "Allah ismiyle işaret edileni" öğrenmeyenleri, bilmeyenleri ve iman etmeyenleri kolayca aldatacak...

Bunun ne demek olduğunu iyi düşünelim! Anahtar, Rasûlullah aleyhisselâmın bildirdiği "Allah" ismiyle işaret edilenin ne olduğunu bilmek ve iman etmektir.

Deccaliyet etkisindekiler, her devirde olduğu gibi bugün de yine karaya ak diye yapışmakla kalmayıp, çeşitli yollardan karayı ak, akı da kara olarak kabul ettirmek için çabalayarak, varoluşlarının gereğini ortaya koymaktadırlar. Hazreti İsa tarafından yok edilinceye kadar gittikçe de deccaliyetin gücü artacaktır...

Kur'an-ı Kerim'i bize bildiren zat Hazreti Muhammed aleyhisselâm, ahir zamanda neler yaşanacağını da çeşitli anlatımlarla bildirmiş ve bu bilgilerin günümüze intikalini sağlamıştır. Bu konularda yegâne doğru kaynak O'dur.

İsalık veya Mehdilik iddiasındakilerin göremediği


3 Temmuz 2006 Pazartesi

Ahmed Bâki

(önceki yazının devamı -4)

Biliyoruz ki bugün Hazreti İsa hakkında yazılan, söylenen, oynananların büyük çoğunluğu tamamen hayal ve kurgudan ibarettir. Zira, Mehdi için de öyle... Fakat ne yazık ki geçmişin ve bugünün koşullarını analiz edemeyen ve oluşumları değerlendiremeyen kişiler bu hayalleri gerçek zannederek hükümler vermekten ve yargılamalardan geri duramamaktadırlar...

İmam Müslim'in rivayet ettiği hadislerde, Adem'in yaratılması ile kıyametin kopması arasında Deccal'den daha büyük fitne hiçbir mahlukat olmadığı ve Deccal'in zuhurundan sonra Hazreti İsâ'nın ineceği ve Deccal'i ortadan kaldıracağı bildirilmektedir. Buna göre şimdi şunları düşünelim:

Deccal çıkacak ve arkasından İsa ortaya çıkacak ise, Deccal çıktı mı?.. Yoksa Deccal çıkmayacak mı?.. Çıktıysa, İsa nerede?..

Yecüc-mecüc hadisi İsa aleyhisselâm hayattayken bu olayın gerçekleşeceğini gösteriyor. Hatta muhtemelen İsa'nın yaşamı başındaki bir süreçte. Bütün bu anlatımların kesinlikle tevili mümkün değildir. Mehdi'nin açığa çıkışı, Deccal'in açığa çıkışı, İsa aleyhisselâmın  açığa çıkışı, akabinde yecüc-mecüc olayı ve İsa'nın duasıyla yecüc-mecücün yokoluşu, ardından kırk yıla yakın bir süre İsa aleyhisselamın yeryüzünde yaşamı konusu sahih hadislerle sabittir.

 

Anasayfa

Site Haritası

 

Arşiv


2007 Kasım

2007 Ekim

2007 Nisan

2007 Mart

2007 Şubat

2007 Ocak

2006 Aralık

2006 Kasım

2006 Ekim

2006 Eylül

2006 Ağustos

2006 Temmuz

2006 Haziran

2006 Mayıs

2006 Nisan

2006 Mart

2006 Şubat

2006 Ocak

2005 Aralık

 

 

Diğer Sayfalar


Holografik Bakış

Aynadaki Evren

GİZ'li Gülşen

Balın Tadı

DİN'i Anlamada Reform

Hayret

Hazine

Son Misafir

Online Sohbetler 

 

Yayınlanmış Kitapları


Holografik Bakış

(2005)

Aynadaki Evren

 

(2005)

GİZ'li Gülşen

(2001, 2003, 2005)

 

Ahmed Bâki'nin kitaplarını ve yazılarını sitemizden indirebilir; orijinaline sadık kalmak kaydıyla ve kaynak belirterek dilediğiniz yoldan karşılıksız paylaşabilirsiniz. Sitemizdeki eserlerin hiç biri için telif hakkı talebimiz yoktur.

 

 

 


» Üstteki lisanlardan ana sayfalara gidebilirsiniz

» Üstteki yazdır linki ile sayfanın tüm metinlerini yazdırabilirsiniz (devamlarını açmayı unutmayın)

» Metinlerin altındaki yazıcı ikonuyla o metni yazdırabilirsiniz

» Üstteki menüden tavsiye et'i seçerek veya yazıların altındaki ikona tıklayarak bu sayfayı e-mail adresini bildiğiniz kişilere önerebilirsiniz

» Kısa e-mail gönderebilirsiniz


 

 

58352 kez okundu.

karşılıksız bilgi paylaşımı @ www.ahmedbaki.com/turkce/blog