English Deutsch Français Español Pусский Polski Nederlands Shqip Swahili Azeri Türkçe  
 

AHMED BÂKİ

 
 

Blog / 2006 Nisan

Hazreti Muhammed'in mucizesi:
Okunmuş suyun etkisini bilim de kanıtladı


23 Nisan 2006 Cumartesi

(Bu makalenin yayınlandığı internethaber sitesi için tıklayın.)

İnternetin en güzel yanlarından birisi de dünyanın bir başka köşesindeki bilimsel bir tespitten haberdar olabilmemizi ve bunu paylaşabilmemizi mümkün kılması... İşte önemli bir örnek:

http://www.heartmath.org/research/research-intuition/water.html adresindeki "Sudaki Yapısal Değişimler ve DNA'nın Fiziksel Olarak Ölçülebilir Yeni Durumlarla İlişkisi" başlıklı makale, "suya dua okumanın" organizmalara etkisini açıklamakta, dolayısıyla Üstad Ahmed Hulûsi'nin 1972 yılında yayınladığı Ruh-İnsan-Cin ve 1991 yılında yayınladığı "Dua ve Zikir" isimli kitaplarındaki suya okumanın önemini vurguladığı şu açıklamalarının bilimsel kanıtı olarak karşımıza çıkmaktadır:

"Bu arada ortaya bir kap içinde su konur ve okunan dualar bu suya üflenerek daha sonra bu kişiye peyderpey içirilirse daha da tesirli olur..."
(Ruh-İnsan-Cin kitabı, Cincilik ve Büyücülük bölümü.)

Dua ve Zikir kitabında "Kul Eûzüler" başlıklı bölümde ise okunmuş suyun içilmesinin faydasına şu vurgu yapılmaktadır:

Bir İnternet hikayesi


20 Nisan 2006 Perşembe

İnternet haftası münasebetiyle bu yazımda sizinle bir internet hikayesi paylaşacağım. Malûm, İnternet, günümüzde hakikat bilgisinin insanlara ulaşmasında, yayılmasında en önemli araç durumunda hali hazırda.

İletişimde gözlemleyebildiğimiz başdöndürücü gelişmeler, Zamanın Yenileyicisinden yayılan feyzin bir diğer işlevi, bana göre!

ABD'ye ilk kez gidişimde İnternet ile tanıştığımda 1993 yılıydı. Arkadaşlarla yazılı görüşme yapmanın yanısıra, bazı ödeme işlemlerinin vs. bilgisayardan yapıldığını görmek gibi birşeydi internet o zaman. Sanırım dünyaya gelişim sırasında Kova'daki Satürn yanısıra, Kova'daki Merkür ile Kova-Oğlak sınırındaki Güneş'in sıfır dereceyle kavuşumda olması sebebiyle, "bilgi" ve "iletişim" konularının her zaman önemli bir yeri oldu yaşamımda... O gezimde Türkiye'ye dönmeden önce, Chicago'da bir Türk bilgisayar satıcısından o günün en hızlı modemlerinden birkaç adet alıp getirdim. 14.400 Kbps hızlı harici modemler. O vakitler bizde BBS server'lar üzerinden 2.400 baud rate modemler ile bağlantı kurup dosya transferi yapılabildiğinde mutlu olan birkaç bilgisayar firması işleteni vardı, o kadar. Tâbi, döndüğümde İstanbul'da henüz bir internet hizmeti bulamayınca, disketleri modemlerle birlikte gelen ABD'nin o günkü en büyük İnternet sağlayıcısı CompuServe programlarını bilgisayarıma kurdum. Fakat, bağlantı kurabilmem için ABD'deki bir telefon numarasını çevirmek zorunda kalıyordum...

İki e-mail


18 Nisan 2006 Salı

“Web sitenizde irade üzerine yazdığınız son yazınızı okuyunca, beş yıl önce okuduğum 'kader' üzerine yazdığınız makaleden sonra bugün 'kader' kelimesinden ne anladığımı sizinle paylaşmak istiyorum. Gazâlî ve Mevlâna’nın yapıtlarını inceledikten sonra, özellikle Mesnevî’de insanin yaratılıştaki mânâsını ve daha doğrusu hiçliğini bir nebze de olsa anlayabildiğim kanaatindeyim. İnsan meğer irade sahibi değil, kader sahibiymiş! Kanıtı, Allah bize sormadan hepimizi dileğine tâbi yaratmış. Yaratılan hiçbir varlık, Allah’tan bağımsız hiçbir şeyi irade edip ona kavuşmuş değildir...”

“Sayfanızı 2005 Ağustos ayından beri takip ediyorum, bu konularda daha çok yeniyim... Geçen akşam düşünürken, eskiden beri söylenen bir deyim aklıma geldi. Kıyamet gününde, kıldan ince kılıçtan keskin bir sırat köprüsünden geçeceğimiz söylenir. Bence, bu dünyadaki yaşantımızda bu sırat köprüsünden geçiyoruz zaten. Allah yolunun da kıldan ince, kılıçtan keskin olduğunu düşünüyorum. İyi ve kötü sözlerimiz, düşüncelerimiz, yapmış olduğumuz davranışlarımız bizi yavaş yavaş farkında olmadan bir yerlerden geçiriyor. Ahmed Hulûsi'nin yazılarında belirtmiş olduğu, anladığım kadarıyla "yapmış olduğumuz işlerin hesabı anında görülüyor". Öldüğümüz zaman, bu köprüden zaten geçmiş olacağız, ondan sonra ipler kopuyor tekrar geçmeye imkân yok..."

Tadmayan bilmez


15 Nisan 2006 Cumartesi

Dört kelebek bir gün bir ateş görmüşler. Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve:

"Bu ateş aydınlatıcı bir şey!" demiş..

İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş… Demiş ki:

"Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!"

Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş. Biraz daha, biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş. O da şöyle demiş:

"Ve bu ateş yakıcı birşey!"

Cüz'î irade perdesi


06 Nisan 2006 Perşembe

Kurân'ı bildiren ve bizzat yaşayan Zatın açıklamalarını, "Kuran'da geçmiyor" iddiasıyla inkâr edenlerin sığındığı; derinliği olmayan ve düşünmeyi kesen, hiçbir ayette ve hadiste yeralmayan bir tanımlama, cüz'î irade!

ALLAH AHAD'dır hükmünü kabul edemeyip haddini bilemeyen ve teslimiyete yüreği elvermeyenlerin sığındığı bir varsayım! Bugünkü karşılığı ile, "irade parçası"! İngilizce'de kullanılan ve bu tanıma karşılık gelen yaygın tabir ile "free will", yani "özgür irade"!

Bir tarafta insanları dünya üzerinde yaratmakla ve sonunda onları hesaba çekmekle vazifeli bir tanrı!.. Diğer tarafta, o tanrının yarattığı ama kendi özgür cüz'î iradeleriyle ortalıkta dilediklerini yapan sonra da bunun hesabını verecek olan yaratıkları!

Cüz'î irade kavramının bugünkü anlayışla doğurduğu sonuç bu! ALLAH'ın AHAD oluşunun kabulünü engelleyen bir perde, bir şartlanma, bir aldanış aynı zamanda!

Şifa için dua


03 Nisan 2006 Pazartesi

Osman İbnu Ebi'l-As radıyallahu anh anlatıyor:

"Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a Müslüman olduğum günden beri bedenimde çekmekte olduğum bir ağrımı söyledim. Bana:

"Elini, vücudunda ağrıyan yerin üzerine koy ve şu duayı oku!" buyurdu. Dua şu idi:

Üç kere: "Bismillah" tan sonra yedi kere, "Eûzü bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru." "Bedenimde çekmekte olduğum şu hastalığın şerrinden Allah'ın izzet ve kudretine sığınıyorum".

Bunu birçok kereler yaptım. Allah Teâla hazretleri benden hastalığı giderdi. Bunu ehlime ve başkalarına söylemekten hiç geri kalmadım."

"Cüz'î irade" mi var Kurân'da???


28 Mart 2006 Salı

Ağzından çıkanı kulağı duymuyor diye bir söz vardır, bilirsiniz.

Tanrının(!), kendisiyle insanlar arasında elçilik(!) yapması için peygamber(!) göndermesini(!) ve gökten(!) sayfa sayfa buyruklarını(!) indirmesini(!), insanların da bu tanrı buyruklarına(!) uymasını "DİN" zanneden ve meslekleri olduğundan dolayı insanları bunlara şartlandıran "tanrının dinadamları" için, Hazreti Rasûlullah'ın birçok hadisi hadis değildir veya yanlıştır; çünkü bunların doğru olması durumunda, onların kafalarındaki yüce tanrının merhameti gibi, veya −"sınırsız tek" iradeyi, sınırlı cüzlere, parçalara(!) ayıran− "cüzi irade" dedikleri gibi, kendi kavramlarının anlamı kalmaz!..

Bu kavrayış sınırlılıkları sebebiyle, anlayamadıkları hadisleri "Kuran'da geçmiyor" iddiasıyla inkâr etmeye başlarlar. Ancak, bir yandan "Kuran'da geçmiyor" diye hadisleri inkâr ederken, öte yandan kavrayamadıkları konuları, Kuran'da geçmeyen kendi hipotezleriyle veya itibar ettikleri kişilerin kavramlarıyla açıklamaya çalışırlar!

Örneğin, Rasûlullah aleyhisselâmın açıklamaları ışığında TEK'lik ve KADER konularını olduğu gibi tereddütsüz kabul etmek yerine, kabul edemedikleri bu hakikatleri akıllarınca bir mantık çerçevesine sokmaya çalışarak hiçbir ayette ve hadiste geçmeyen "cüz'î irade" kavramıyla açıklamaya çalışırlar ve bu yetmiyormuş gibi, DİN anlayışlarını da duydukları bu tür kavramlar üzerine kendi yorumladıkları şekliyle bina etmeye başlarlar!

 

 

Arşiv


2007 Kasım

2007 Ekim

2007 Nisan

2007 Mart

2007 Şubat

2007 Ocak

2006 Aralık

2006 Kasım

2006 Ekim

2006 Eylül

2006 Ağustos

2006 Temmuz

2006 Haziran

2006 Mayıs

2006 Nisan

2006 Mart

2006 Şubat

2006 Ocak

2005 Aralık

 

 

Diğer Sayfalar


Holografik Bakış

Aynadaki Evren

GİZ'li Gülşen

Balın Tadı

DİN'i Anlamada Reform

Hayret

Hazine

Son Misafir

Online Sohbetler 

 

Yayınlanmış Kitapları


Holografik Bakış

(2005)

Aynadaki Evren

 

(2005)

GİZ'li Gülşen

(2001, 2003, 2005)

 

Ahmed Bâki'nin kitaplarını ve yazılarını sitemizden indirebilir; orijinaline sadık kalmak kaydıyla ve kaynak belirterek dilediğiniz yoldan karşılıksız paylaşabilirsiniz. Sitemizdeki eserlerin hiç biri için telif hakkı talebimiz yoktur.

 

 

 


» Üstteki lisanlardan ana sayfalara gidebilirsiniz

» Üstteki yazdır linki ile sayfanın tüm metinlerini yazdırabilirsiniz (devamlarını açmayı unutmayın)

» Metinlerin altındaki yazıcı ikonuyla o metni yazdırabilirsiniz

» Üstteki menüden tavsiye et'i seçerek veya yazıların altındaki ikona tıklayarak bu sayfayı e-mail adresini bildiğiniz kişilere önerebilirsiniz

» Kısa e-mail gönderebilirsiniz


 

 

19812 kez okundu.

karşılıksız bilgi paylaşımı @ www.ahmedbaki.com/turkce/blog